Eleştiri oldu mu mangalda kül bırakmayız.
Devletin hantallığından.
Siyasetin yozlaşmışlığından.
Eğitimin çöktüğünden.
Adaletin can çekiştiğinden dem vururuz.
Haklı mıyız?
Kısmen haklıyız.
Ama iş o eleştirdiğimiz çarkın bir parçası olmaya geldiğinde, birdenbire o sert muhalif kimliğimiz gidiverir.
Bakın etrafınıza, tek bir kötü insan göremezsiniz.
Herkesin cebinde hazır bir mazereti var.
Torpil mi yaptı?
Benim çocuk yıllarca bekledi, hakkıydı, mecbur kaldık.
Rüşvet mi verdi?
İşimiz yürümüyor kardeşim, ne yapsaydım?
Yalan mı söyledi?
Kimseye bir zararım dokunmadı ki, idare ettik işte.
Yalakalık mı yaptı? Ekmeğimizin peşindeyiz, devir değişti.
Kimse hırsız değil ama ortada doğru düzgün iş yok.
İşte o meşhur herkesin dayısı var meselesi de tam buradan besleniyor.
Sorumluluk o kadar çok parçaya bölünüyor ki, kimsenin payına vicdan azabı düşmüyor.
Herkes kendi küçük çıkarı için sisteme bir tuğla koyuyor, sonra da karşısına geçip Bu bina niye eğri? diye bağırıyor.
O beğenmediğimiz siyasetçileri, o şikayet ettiğimiz yöneticileri başka bir gezegenden ithal etmedik.
Hepsi bizim içimizden çıktı.
Kendi evinin içindeki düzeni sağlayamayan, apartman toplantısında iki kuruş için komşusunun hakkına giren adamın, ülke yönetiminden kusursuz bir hareket bekleyemeyiz.
Kendimizi kandırmayalım.
Dün küfrettiğine bugün kardeşim diyenlerin, çıkarı için her kalıba girenlerin çoğunlukta olduğu bir dönemde temiz kalmak zordur.