Şimdi Hayal Et

Abone Ol

Yağmurun yeni yağmaya başladığı bir sırada arabanızı kullanarak acele ile bir yerlere gitmeye çalışırken, arabanız kontrolünüzden çıksa ve hızla dönmeye başlasa… Kaza yapmaya hatta yaralanmaya, ölmeye yaklaştığınız birkaç saniyenin içinde, yanınızda biri belirse… Ve size “Son saniyelerini yaşıyorsan, bu dünyadan ayrılmaya hazır mısın?” diye sorsa… Ne düşünür, ne cevap bulur, ne derdiniz? Hayat gerçekten yalnızca görünebilenden mi ibarettir yoksa göremediğimiz başka tarafları da var mıdır?

Serdar Özkan, böyle büyük önemde bir an yaşayan özel birini anlatıyor, Hakan’ı. Roman Hakan’ın dilinden (birinci tekil şahıs) anlatılıyor. İlk sayfada Hakan’ın gördüğü sanrılar yüzünden akıl hastanesinde olduğunu öğreniyorsunuz. Sonra bir kitap boyunca anlatıyı yapanın normal mi, deli mi olduğunu sorguluyorsunuz. Hatta normali ve normal olmayanı, kendinizin normal olup olmadığını da sorguluyorsunuz. Ama esas amaç bu değil. “Nasıl bir hayatın gerektiği gibi bir hayat olabileceği” sorgulaması, anlatının ana temasını oluşturuyor.

Çocukluğunda bir kriz geçiren Hakan’ı aceleyle hastaneye yetiştirirler. Ölüm-kalım arasında, çevresindekilerin panik bağırış çağırışları arasında bir adam görür gibi olur Hakan. Adam ona “Şimdi hayal et” der. “Denizi hayal et. Kumsalı hayal et. Masmavi sularda yüzdüğünü hayal et. Senden bunu istiyorum. Hayal edersen iyileşirsin. Hayal edeceğine dair söz ver bana şimdi.”
Hakan da o andan itibaren hayal ederek hayata sarılır. Bu hayaller gün gelir kendisini akıl hastanesine getirir. Aslında burada bulunmaktan pek de sıkıntısı yoktur Hakan’ın.

Eserin diğer kahramanları; Hakan’ın imgelediği kişiler (bir tanesi Tolstoy, bir tanesi güzel bir hanım, diğer iki tanesi adam ve sonra daha da çoku) yoksa melekler midir? Hakan’ın hastane arkadaşları (diğer deliler) üç Oskar ödüllü Artist Kamil, Marslı İbrahim, karnında telefon çalan Halit, Doktorlar, Timuçin Doktor, Hakan’ın eski nişanlısı…

İki kez ölümden dönen Hakan sorguluyor pek çok şeyi. Hayatı, sevgiyi…
“Benim hayat filmimin senaristinin de herkesinki gibi Tanrı olduğunu biliyordum. Yapımcısı da, yönetmeni de Tanrı’ydı. Bir de başkahramanı biliyordum. Herkes gibi, ben de kendi hayatımın başkahramanıydım. Her film bir hikâye anlatır. Tanrı bana bu hikâyeyi niye anlatmak istemişti, önemli olan buydu. Bu hayat filmiyle bana anlatılmak isteneni ıskalamamalıydım.”

“Tanrı her kuluyla özel bir sohbet gerçekleştirmek ister. Her insana diğer kullarına söylemediği yeni bir söz söyler. Bu söz, kulu için yazdığı hayat senaryosundan başka bir şey değildir. Başka bir deyişle, her birimizin hayatı aslında Tanrı’yla gerçekleştirdiğimiz bir sohbettir. Eğer Tanrı’nın size seslendiğini duyuyor ve onun söylediklerini anlıyorsanız, daha başka ne istersiniz ki?”

“Biz deliler hayatımızdaki eksikliklerin moralimizi, ruh halimizi etkilemesine izin vermeyiz.”

“- ki her birimiz devrimciydik sonuçta, normal dünyaya baş kaldırmıştık (…)”

“Hayatın güzelliklerini göremeyecek duruma gelmişseniz bir ölüden farkınız yoktur çünkü ölüler de bu dünyanın güzelliklerini göremezler.”

“Başın ve ortanın büyüsüne kapılıp hikayenin sonunu unutmayın.”

“Sevgi dışında her şey bir seraptır.”

“İç karartıcı bir kitabı kim okumak ister ki?”

“Hayat böyle işte. Planlayamıyorsunuz. Ya da planladığınızı sanıyorsunuz.”

“Öğrendiğim en önemli şeylerden biri, kendimi kimseye kanıtlamak zorunda olmadığımdı. Ne aileme, ne arkadaşlarıma, ne topluma, ne de kendime. İşte sanırım beni özgürleştiren, beni mutlu bir insan yapan şey de buydu. Kendimi kimseye kanıtlamaya çalışmamak.”

Kısa bir süre önce basit bir karar aldım; “ne olduğunu bilmediğim ve kestiremediğim tatsız, sıkıntılı, yorucu şeyler yapacağıma daha önceden bildiğim, test edip onayladığım, haz aldığım şeyleri tekrarlamak”… Holst yerine Mozart dinlemek mesela… Serdar Özkan kitaplarını (ilk kez okunacak üç yıllık kitap kütüphanemde beklerken) okumak da bu kararın sonuçlarından biri. Ucuza yada kolaya kaçmak değil, hazzı, kazanımları fazla olanı anımsamak. Size de benim okumalarımdan, benim sevdiklerimden, benim üzerinde düşünüp olumlu kazanımlar sağladıklarımdan, benim haz aldıklarımdan bahsetmem de bu kararın çıktılarından biri. Tüm kitapları gibi, Özkan’ın bu kitabını da hararetle tavsiye ederim efendim.