OSMANLI ASKERİNİN TELEF OLDUĞU YEMEN GERÇEĞİ

Abone Ol

Bugün sizlere Felsefe ve Sosyoloji öğretmeni hemşerimiz Ramazan Çakır’ın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Geçiş kitabında yer verdiği Yemen’de askerlik yapan Ali oğlu Recep Aslı Kara’nın babasından dinlediği anılar bölümünü siz okuyucularımın beğenine sunacağım. Ancak,içimizde sızı olan Yemen ile ilgili şu gerçeği de yeri gelmişken burada belirtmek istiyorum. 1299 yılında kurulan Osmanlı Devletinin düşmanlarla yaptığı savaşlarda verdiği şehit sayısı aşağı yokarı biliniyor. Aynı şekilde Kurtuluş savaşında verdiğimiz şehit sayısı biliniyor. Tek bilinmeyen Yemen’de kaç bin şehit verildi. Bu konuda sağlıklı bir bilgi bugüne kadar verilmedi. Yemen öğle bir kerbela idi ki, giden geri dönmüyordu.Anadolu insanı din elden gidiyor diye eline ne geçirdiyse ( Silah, kazma, kürek) eline alıp yayan olarak yüzlerce kilometrelik yolu aşarak Yemen’e düşmanla savaşmaya gitti. Gidenlerin hepsi denilecek kadar çoğu şehit oldu. Şehit sayısı 100 bin mi,150 bin mi veya daha fazla mı? bu sayı bugüne kadar hiç açıklanmadı. Ancak yemen’de verilen şehit sayısı kamuoyunda yüzbinlerce ifade ediliyor.

Ramazan Çakır hocanın yukarıda bahsettiğim kitabındaki Yemen ile ilgili bölümünü aşağıya alıyorum.

Üç beş sene, yedi sene kocasının, nişanlısının yolunu gözleyen Anadolu’nun o şeref, haysiyet, namus ve vefa abidesi olan genç kızlar, gidip de gelmeyenlerin ardından dökülen gözyaşları, ağıtlar yakılan türküler. Hep “Zöhre kalesini, Arap bedevilerin zulmünü, acımasız çölü anlatırdı.

Su yok, sakaların ve askerlerin getirdikleri su ancak içmeye yeter, çamaşır yıkamak, yıkanmak mümkün değil. “Her sabah su borusu çalar 15 kişilik manga kalenin dışından su getirmeye giderdi. Bir gün manga dönmedi. Ala Şeyh denilen bir bedevi şerhi kuyu başına pusu kurmuş, bizim askerlerimizin hepsini de şehit etmişlerdi. Müslüman Bedevi Araplar, Müslüman Türk askerlerini şehit etmiş, kaledekiler susuz kalmışlardı. Bizim taburdan tamı tamına 80 asker çırpına, çırpına susuzluktan şehit oldular. Şehitleri kalenin içine gömdük.

Kerbela yeniden yaşanıyordu sanki. Vurularak ölmekten çok susuzluktan ölmek ıstıraplıydı. Bedevi Araplar bir durup, bir saldırıyordu. Ertesi gün denizden gelen zırhlı Osmanlı gemisi hepsini topa tuttu. Sonra da karaya çıkartma yaptı. Birçoğu telef oldu, Ala Şeyh yaralanmış olduğumuza göre ama biz susuzluktan can veren 80 babayığidi toprağa verdikten sonra.”

Recep Aslı Kara Yemen’den nadiren sağ dönenlerden birisiydi.

(Redif: İhtiyat yani yedekten çağrılmış seferberlik askeri)

Osmanlı Yemen topreklerını ele geçirmiş ama burayı korumak için çok kan dökülmüş çok şehit vermiştir. İngiltere 1839’da Aden2i ele geçirdikten sonra Yemen halkını Osmanlı yönetimine karşı kışkırtmaya başladı. Kışkırtmalar isyana dönüştü ve İstanbul hükümeti isyanları bastırmak için bir ordu gönderdi. İsyan bastırıldı ama birçok masum şehide mal oldu. Yemen dağlık kesiminde yaşayan Zeydiler, Osmanlıları hiç sevmiyorlardı. Defalarca isyan çıkarttılar. Kısa sürelerde bastırılan isyanların ardı arası keslmedi ve otoritesi zedelenen Osmanlı Yemen’i terk etmek zorunda kaldı. Anadolu’dan gönderilen vatan evlatlarının çoğu evlerine, sevdiklerine dönemediler. Yemenlilere Türk askerinin koynunda Osmanlı parası aratan İngilizler, para çıkmayan şehit düşmüş Türk evlatlarının karnını yardırıp sarı lira aratıyorlardı. Yemen, Anadolu insanı tarafından gidip geri dönülmeyen, bir cehennem olmuştu. Anadolu’nun insanları Arap’ın ihaneti,açlık mühimmatsızlık nedeniyle eriyip gidiyordu. Genceçik gelinlerimiz, kızlarımız sevdiğini, analar, babalar fidan gibi evlatlarını bu topraklarda yitirdi, küçücük körpe yavrular babasız kaldı.