NE GÜNLERE KALDIK

Abone Ol

Dersem kimi düşünür kimide ne vardı ki geçmiş günlerde yoksulluk,sefalet,zorluklar daha neler anlatılır. Öyle güzeldi ki o günler anlatmakla bitmez. Yaşanılan çileler,at öküz,araba devri,sap ,saman sürme. Her şey ağır ağır olur ama tadını ala ala hazmederek, birlik ve beraberlikle harmanda yatma , günlerce tarla sürme öküz at ,gütme,oyun eğlence şimdiki zamanın kelimesi ile değil. Yaratanın yaratana mahsus olduğu, yaratılanı ise bulma,icat etme ve bir şeyler yapmak amacıyla ile didindiği günler. Bir araya toplanılıyor sohbetler edilir hal hatır sorulur.

Bakarsın yemek vakti gelmiş sofra serilir yemekler taslarla bakır, kalaylanmış yemek tabakları. Kimler varsa orada oturup sofraya aynı tabaktan yemekler yenir boşalır tabağın biri diğeri getirilir. Sonunda bir tas hoşaf (komposto).sallanır kaşıklar bir yemek duası su tası ile dağıtılır sular. Odalarda sohbetler devam eder gider.

Ya şimdi unutmuş konu komşu varıp gelmeyi her evde bir cam ekran toplanılıyor başına, kimi everir, kimi, boşar,kimi barıştırır. Bazen seyredilmesi mümkün bile olmayan diziler birbirini kovalar. Ne akraba ne dost kalmış. Kimsenin kimseden haberi bile yok. Kapanır kapılar sabah gün doğuncaya kadar. Bazen yakın haberler uzaklardan alınır. Bizler duymayız duyar uzaklar. Bizlere ne oldu sağır mı olduk ,dilimiz mi durdu kulaklarımız mı duymaz oldu.

Ne tatlıydı o günler her şeyi ile bir kaptan on kişi yesek de bulanık suyu gölden içsek de yamalı pantolonla gezsek de çok daha tatlıydı. Hiç olmasa açık yerimiz, çıplak gezenimiz, moda diye göbeğimize kadar açık yerimiz yoktu. Haya ederdik el ele tutup gezmekten. Hani öyle el ele tutmak değil, yoktu ki sarılıp gezmek . Evde yapılması bile abes olanlar bu gün çarsılarda serbest, gezilecek hal bile kalmamışsa moda diye pantolon göbeğe kadar yırtıp da fiyatı da normalin üç dört katı olmuşsa, bizler onlardan utanır olmuşsak nerede bunun örfü adeti ahlakı. Maya bozulmuş yoğurt ekşimiş. Kokmuş insan nelere kaldık öyle değil mi. Güya modern olmuşuz. Nelere kadirsin sen Allahım.

Öncelerden bizi koruyan dışarıda besleyip onların havlaması ile cesaretlenip uyuduğumuz köpeklerimiz, korkar olmuş her şeyden onları korumaya almışız. Onlar korkmasın diye içeriye almışız biz onları koruyoruz . Kedilerimiz hep sevilir farelerden bizleri korurdu şimdi biz onları korur olduk. Kaplumbağaları dağda bukalemunu kayalarda görür izlerdik. Şimdi öyle olduk ki onları içeri aldık

galiba onları korumak için bizler dışarıda kalıp bekleyeceğiz. Bizlerde hayvan sevgisi her zaman var onlara özel yerler barınakları hep yapmışız onlardan her türlü verimi de almışız.

Biz öğrencilik yıllarında hayvanları anlatır iken gücünden,etinden ,sütünden, korumasından faydalandığımız hayvanlarımız diye başlar ve tabiat bilgisinde öyle anlatır devam ederdik . Galiba şimdi ise daha önce bizlerin korumalığını yapan şimdide bizim korumalarını yaptığımız hayvanlarımız diye anlatarak yazacağız.

Günümüzde ne bir hayvanımız aç kalır nede açıkta kalırdı. Şimdi ise onlar için özel odalar yapacak duruma gelmişiz. Özel hayvan marketleri giysiler. Daha neler göreceğiz.

Görelim mevlam ne eyler ne eylerse güzel eyler.İnsan sevecen insan merhametlidir. Koruyacağız hayvanları zaten dinimiz emreder hiç bir canlıya kıyılamayacağını, Ancak onların et,süt güçlerinden faydalanacağız. Büyüklerimiz huzur evinde sevgiyi hayvanlara vermek sevgisizliğin yerini almaktır. Altının değeri, gümüşün, demirin değerlerinin olduğu gibi.

Huzur evinde bırakıp ta göz yaşı döken ihtiyarlarımız var iken onlardan sevgiyi asla esirgemeyeceğiz. Bileceğiz ki bizlerde bir nöbet değişimi yapıp oralara geleceğiz. Akifin küfe şiirinde olduğu gibi. Biraz daha ileri atılmayalım.

Büyüklerimizin karşısında hürmette kusur etmemek için gayret gösterir, onlara nasıl hizmet edeceğimizi bilmezdik. Şimdi ise tam tersine dönmüş küçüğe saygıda kusur etmemek. Görelim mevlam ne eyler neylerse güzel eyler.