Mezarlıkta Çıt Yok.

Abone Ol

Mezarlıkta çıt yok.
Ne bağıran var, ne çağıran.
Ne hakaret eden, ne iftira atan.
Ne koltuk kavgası var, ne makam yarışı.
Sanki hepsi önceden sözleşmiş gibi sessiz.
İnsan ister istemez düşünüyor.
Dünyadayken koparılan o fırtınalar ne içindi?
Birbirini hain ilan edenler.
Devletin malını hoyratça yiyenler.
İhaleye hile katanlar.
Yetim malına göz dikenler.
Dün omuz omuza yürüyüp bugün birbirini düşman görenler.
Menfaat bitince dostluğu da bitirenler.
Koltuğu uğruna ilkelerini değiştirenler.
Bir imza, bir ihale, bir makam için yıllarca süren kırgınlıklar.
Şimdi hepsi aynı toprağın altında.
Hiçbiri ben haklıydım diye bağırmıyor.
Hiçbiri ben kazandım demiyor. Çünkü ölüm, dünyanın en büyük eşitleyicisidir.
Unvanları da susturur, servetleri de, kibri de.
İnsanlar bunu ancak başkalarının cenazesinde hatırlıyor, kendi hayatlarında ise hemen unutuyor.
Bugün siyasete bakıyoruz.
Dün birbirine en ağır sözleri söyleyenler, bugün aynı karede gülümseyebiliyor.
Dün asla diyenler, bugün mecburduk diyebiliyor.
İlkeler değişmiyor belki ama ilkeli görünenlerin yönü çok çabuk değişebiliyor.

Hizmet konuşulacağına dedikodu konuşuluyor.
Proje üretileceğine hesap yapılıyor.
Vatandaşın derdi ikinci plana itilirken kişisel hesaplar birinci sıraya yerleşiyor.
Oysa mezarlıkların sessizliği, yaşayanlara verilmiş en büyük derstir.
Çünkü gün gelecek,
Alkışlar bitecek.
Makam odaları boşalacak Koltuklar başkasına kalacak. İsim levhaları sökülecek. Geriye ise sadece insanların ardından söylediği birkaç cümle kalacak.
Belki de bu yüzden insan, dünyadaki hırgürün değil, geride bırakacağı vicdanın hesabını yapmalı.
Mezarlıkta gerçekten çıt yok.
Bunca sessizliğe mahkûm olacağımızı bile bile, dünyadayken bu kadar gürültüyü neden çıkarıyoruz?