Sevgili dostlar bir önceki yazımızda iklimi manipüle etmek mümkün müdür? İklim silahı var mıdır? diye sormuştuk.
O halde biraz tarihin tozlu sayfalarında sörf yapalım.
Yıl 1996. Başrollerini Mel Gibson ve Julia Roberts’ın paylaştığı İlginç bir film olan “Komplo Teorisi”ni bir çoğumuz izledik. Film Türkiye’deki depremi üç yıl öncesinden haber vermişti. Mel Gibson’un bir taksi şoförünü oynadığı bu filmde ; NASA ve CIA’nin içindeki bir grup kontrollerine aldıkları bir kısım insanların beyin hücrelerine ilaçla müdahale ederek onları tamamen etkileri altına alıyor ve bu insanları tetikçi olarak kullanıyorlardı.
Tetikçiler,hakim,işadamı,aydın velhasıl hedef olarak kim gösterilirse onları tereddütsüz öldürüyorlardı. En son hedef ise Birleşik Devletler Başkanıydı.
NASA bir kısım nükleer denemenin yanı sıra fay hatlarına uzaktan yüksek frekanslı sinyaller göndererek “suni deprem yaratma” teknolojisi üzerinde çalışıyordu.
Birleşik devletler başkanı bu tür denemelerin depremlere sebep olduğuna inanmaya başlamıştı. Başkan önce Almanya’yı sonra Türkiye’yi ziyaret edecekti.
Mel Gibson “ Komplo Teorisi” Filminde aynen şunları söylüyordu: “Başkanı ikaz edin, Türkiye’ye gitmesin, ziyaret edeceği yer tam fay hattının üzerinde ve daha yeni nükleer deneme yapıldı”.
Amerikan Başkanı Almanya’dan Türkiye’ye geçecekken uzaydaki mekiklerden biri arızalanıyor ve yanlış sinyal gönderiyor. Yanlış sinyal de depreme sebep oluyor. Televizyondaki spiker haber saatinde Türkiye’de 7,3 şiddetinde deprem olduğunu ve başkanın da Türkiye’ye gitmekten vazgeçtiğini duyuruyordu.
17 Ağustos1999’da Marmara Bölgesi 7,4 şiddetinde depremle adeta kıyameti yaşıyor ve Başkan Bill Clinton Türkiye’yi ve Bölgeyi ziyaret ediyordu.
O halde soralım! Hollywood filmi Türkiye’de deprem olacağını hem de şiddetine varıncaya kadar nasıl bilmişti? Sadece bir tesadüf olabilir miydi?
O günlerde Sağlık Bakanı Osman Durmuş , “Yabancılara tedavi için tek bir hasta vermem ve yabancılardan kan d almam “ demişti. Bizim medya o Sağlık Bakanını yerden yere vurmuştu.
Bu gün baktığımızda sadece “genetik çalışmaları” açısından, “ırklara göre ilaç geliştirme” araştırmaları açısından bile sağlık bakanının doğru yaptığını görüyoruz.
Peki Asıl geleceğimiz noktaya gelelim ve soralım! Marmara Depreminde HAARP’ın bir rolü var mıydı.?
Dr Ramazan Kurtoğlu Gerek “HOLLYWOOD İŞİ” Gerek “BİYO PSİKOLOJİK SAVAŞLAR” kitapları başta olmak üzere eserlerinde Amerika’nın HAARP isimli teknolojisini hep gündeme getirmektedir.
Dünyada jeoloji alanında önde gelen isimlerden Prof.Dr. Aykut Barka ölümünden 11 gün önce Kuzey Anadolu Fay hattının ABD’nin doğusunda bulunan San Andreas fay hattına birebir benzediğine dikkatleri çekmiş ve Türkiye’de olan her depremin Amerika’nın işine geldiğini açıklamıştı.
Barka bir trafik kazası geçirmiş ve sonra da ölmüştü.
Gerisini Dr. Ramazan Kurtoğlu’nun kaleminden aktaralım;
Bir başka ilginç tesadüf de Türk ordusundan geliyor.KKK Genel Plan ve Prensipler Daire Başkanlığı depremden iki ay sonra HAARP konusunda 115 numaralı bülteni 28 Ekim 1999’da yayınlıyor.
Aydoğan Vatandaş “HAARP Kıyamet Teknolojisi “ isimli eserinde Marmara Depremi ile HAARP arasındaki ilintiyi çözmeye çalışıyor.
Elbette Amerikalı ve İsrailli askeri uzmanların Gölcük’te deprem gecesi ne aradıklarını da.