KIRŞEHİR’İN TERMAL KAPLICASI NEDEN SAHİPSİZ?

Abone Ol

Anadolu’nun gönül şehri sahipsiz kalınca, termal suyumuzun sahipsiz kalması da normal mi?
Bu soruyu bu şehrin seçilmişlerine, atanmışlarına ve akillerine sormak lazım.
Ahi şehrinin seçilmişleri Bakın çevremizdeki illere, ilçelere…
Termal suyu olan şehirler bu nimeti nasıl değerlendiriyor?
Yatırımcılar geliyor, beş yıldızlı oteller yükseliyor, termal tesisler kuruluyor. Kaplıcalar turizme kazandırılıyor.
İnsanlar şifa buluyor, şehirler kazanıyor, istihdam oluşuyor.
Peki, Kırşehir ne yapıyor?
Yerin altından çıkan şifayı, yerin üstünde çürümeye terk ediyor!
Kırşehir’in seçilmişi var, atanmışı var birliktelik yok.
Kırşehir’in termal zenginliği var ama termal vizyonu yok.
Sıcak suyumuz var, tesisimiz yok.
Var olanlarda sahip çıkanımız yok.
Şifalı suyumuz var, yatırımımız yok.
Turizm potansiyelimiz var, sahip çıkanımız yok.
Sonra da çıkıp Kırşehir neden göç veriyor, neden kalkınamıyor diye soruyoruz.
Ben bu meseleyi neden sürekli gündeme getiriyorum?
Çünkü halkın sesi, halkın kalemi olmak zorundayız.
Birileri rahatsız olsa da, birileri duymazdan gelse de, birileri koltuklarında rahat otursa da bu şehrin sorunlarını yazmak zorundayız.
Çünkü biz Ahi şehrinin evlatlarıyız.
Ahi Evran’ın şehrinde dayanışmayı, üretmeyi, alın terini, emeği ve kardeşliği konuşmamız gerekirken; elimizdeki değerleri nasıl kaybettiğimizi konuşuyoruz.
Şimdi soruyorum:
Ahi ruhu nerede?
Şehrin merkezindeki termal tesis ne halde?
Şehrin merkezinde, yüz yatak kapasitesi bulunan, havuzları ve sıcak suyu olan bir kaplıcamız var.
Seçilmişlerin atanmışların eliyle dökülüyor.
Bir zamanlar insanlara şifa dağıtan, Kırşehir halkına hizmet veren bu tesis bugün ne halde?
Gidin görün!
Kapısı yok, penceresi yok.
İçeride ne varsa sökülmüş.
Kablolarına kadar talan edilmiş.
Duvarları yıkılmış.
Her tarafı harabeye dönmüş.
Bir zamanlar insanların şifa bulduğu tesis, bugün kargalara yuva olmuş!
Burası fizik tedavi amacıyla halkın hizmetine sunulmuştu. Daha sonra yeniden İl Özel İdaresine devredildi.
Peki, bugün ne oldu?
Koca bir tesis enkaza dönüştü!
Oysa bu tesis zamanında doğru bir modelle işletmeye verilseydi, bugün Kırşehir’e ekonomik katkı sağlayabilirdi.
Çalışanları olurdu.
Şehre geleni olurdu.
Gideni olurdu.
Esnaf kazanırdı.
Kırşehir kazanırdı.
Ama ne oldu?
Yapmak zor, yıkmak kolay!
Bir tesisi yıkmak için vizyon gerekmez.
Bir binayı çürümeye terk etmek için yatırım gerekmez.
Asıl mesele, bir şehre değer katacak cesareti ve iradeyi gösterebilmektir. Kırşehir’in sıcak suyuna sahip çıkalım.
Kırşehir’in kaplıcalarına sahip çıkalım.
Kırşehir’in geleceğine sahip çıkalım.
Çünkü bu şehir sahipsiz değildir.
Bu şehir bizimdir.