KIRŞEHİR’İN EN BÜYÜK İHTİYACI

Abone Ol

Kırşehir’in nüfusu çok büyük olmayabilir.
Ama insanının hakkı küçücük değildir.
Kırşehirlinin oyu Ankara’da ağırdır.
Vergisi ağırdır.
Alın teri ağırdır.
Beklentisi ağırdır.
O zaman vatandaşın hakkı da ağır tartılmalıdır.
Kırşehir artık “Kim kiminle?” siyasetinden yoruldu.
“Kim kimin adamı?” siyasetinden yoruldu.
“Kim kimi destekliyor?” siyasetinden yoruldu.
Vatandaş artık şunu görmek istiyor:
Kim iş yapıyor?
Kim şehre değer katıyor?
Kim vatandaşın yanında?
Kim verdiği sözün arkasında?
İnsanlar artık fotoğraf görmek istemiyor.
İcraat görmek istiyor.
Protokol görüntüsü değil, sonuç görmek istiyor.
Koltukta kimin oturduğundan çok, o koltukta ne yaptığını bilmek istiyor.
Kırşehir’de siyaset yapan da, devlet görevinde bulunan da, makam sahibi olan da şunu unutmamalı:
O koltuklar kimsenin tapulu malı değildir.
Seçilmiş için de böyledir.
Atanmış için de.
Parti yöneticisi için de.
Bürokrat için de.
Koltuk emanettir.
Yetki emanettir.
Milletin verdiği görev emanettir.
Emanete sahip çıkmanın yolu da adaletten geçer.
Bugün bir esnaf teraziyi kendinden yana eğiyorsa, vatandaş itiraz eder.
Peki devletin terazisi bir tarafa eğilirse vatandaş nereye itiraz edecek?
Asıl korkulması gereken budur.
Çünkü pazarda eksik tartılan birkaç gramın hesabı yapılır.
Ama adalette eksilen bir gramın hesabı çok daha ağırdır.
Kırşehir’in ihtiyacı yeni bir siyasi kavga değil.
Yeni bir taraflaşma değil.
Yeni bir “bizimkiler–onlarınkiler” düzeni hiç değil.
Kırşehir’in ihtiyacı adil bir terazi.
Terazinin bir kefesinde parti olmayacak.
Diğer kefesinde makam olmayacak.
Bir kefede akraba, diğer kefede hemşeri olmayacak.
Bir kefede torpil, diğer kefede liyakat olmayacak.
Terazi sadece hakka göre tartacak.
Çünkü insanın terazisi şaşarsa pazarın terazisi eksik tartar.
Pazarın terazisi şaşarsa vatandaşın cebinden eksilir.
Ama devletin terazisi şaşarsa…
İşte o zaman bir şehrin güveninden, adaletinden ve geleceğinden eksilir.
Kırşehir’in terazisi artık doğru tartmalı.
Ve bu teraziyi kim tutuyorsa tutsun, eli eğri olmamalı.
Çünkü mesele terazide değil.
Mesele, teraziyi tutan elde.
Ve artık Kırşehir soruyor:
Bu terazi ne zaman vatandaştan yana, adaletten yana, liyakatten yana doğru tartacak?