AK Parti'nin ilk yıllarında Kırşehir'de kurumlar arasında örnek gösterilecek bir birliktelik vardı.
Ahi şehrinde ahi birletildiği oluşmuştu.
Dönemin valisi, savcısı, emniyet müdürü, alay komutanı, belediye başkanları ve diğer kurum amirleri sadece resmi törenlerde bir araya gelen isimler değildi.
Aralarında güçlü bir dostluk, samimi bir iletişim ve ortak akıl kültürü oluşmuştu.
Ahiliğin günümüzde yaşayan sembolü olmuştu.
Kurumlar arasındaki ilişkiler protokol sınırlarında kalmıyor, Kırşehir'in geleceğine dair fikir alışverişleri yapılıyor, sorunlar birlikte ele alınıyor ve çözüm yolları ortak akılla aranıyordu.
Herkes makamından önce Kırşehir'i düşünüyordu.
O yıllarda hafta sonları düzenlenen doğa yürüyüşleri, kır gezileri ve sosyal buluşmalar kurum amirleri arasındaki bağı daha da güçlendiriyordu.
Bu samimi ortam sayesinde Kırşehir'e yeni gelen yöneticiler şehre kısa sürede adapte oluyor, görev süreleri sona erdiğinde ise bu şehirden güzel anılarla ayrılıyordu.
Hatta Kırşehir'den ayrılan birçok bürokratın gittikleri illerde de benzer birliktelikler kurmaya çalıştıkları konuşuluyordu.
Çünkü burada gördükleri dayanışma ve uyum, birçok şehirde bulunmayan önemli bir değerdi.
Kurum amirleri birbirlerini daha yakından tanıdıkça önyargılar ortadan kalkıyor, iletişim güçleniyor ve şehrin sorunlarına daha hızlı çözümler üretilebiliyordu.
Mesai saatleri sonrasında yapılan sohbetlerde Kırşehir için neler yapılabileceği konuşuluyor, projeler tartışılıyor, fikirler olgunlaştırılıyordu.
Ne yazık ki bugün aynı tabloyu görmek mümkün değil.
Tam da kurumlar arası iş birliğinin daha da güçlenmesi gereken bir dönemde, bazı çevrelerin oluşturduğu baskı ortamı bu güzel birlikteliğin sonunu hazırladı.
Müdürler artık çoğu zaman sadece resmi törenlerde ve protokol sıralarında yan yana görünüyor.
Biraya geldiklerinde birleri rahatsızlık duyuyor.
Oysa gerçek birliktelik, aynı fotoğraf karesinde görünmek değil; aynı hedef için ortak düşünmek ve ortak hareket etmektir.
Bir zamanlar Kırşehir'e değer katan o samimi ortamın yerini mesafeler, çekinceler ve sessizlik aldı.
Korkular birlikteliğin yerini aldı.
Ortak aklın yerini bireysel hesaplar, istişarenin yerini ise kaygılar aldı.
Ancak unutulmamalıdır ki makamlar geçicidir.
Kendini dokunulmaz görenler, gücünü sonsuza kadar sürecek sananlar da bir gün görevlerini bırakacaktır.
Bugün etraflarında kalabalıklar oluşturanlar, yarın aynı ilgiyi göremeyebilirler.
Çünkü gerçek değer makamdan değil, insanların gönlünde bırakılan izden gelir.
Kırşehir'in yeniden kazanması gereken şey; gösteriş değil samimiyet, protokol değil dayanışma, bireysel hesaplar değil ortak akıldır.
Bu şehir geçmişte bunu başardı.
Korkunun Olduğu Yerde Ortak Akıl Olmaz, Makamlar Kaldı, Muhabbetler Gitti
Yine başarabilir.
Yeter ki Kırşehir'i sevenler, korkuların değil ortak aklın etrafında buluşabilsin.