Fabrikaların, Atölyelerin Yerini Kafeler mi Alıyor?
Kırşehir’de şöyle bir sokağa, caddeye çıkıp etrafınıza bakın.
Son iki yılda kaç yeni kafe açılmış?
Sonra bir de başka tarafa bakın.
Kurulması gerekirken kaç fabrika kurulmamış?
Kaç işyeri kepenk indirmiş?
Kaç işçi işinden olmuş?
Bir tarafta üretim alanları daralırken, diğer tarafta kafelerin sayısı artıyor.
Organize Sanayi Bölgesi’nde üretimin, yatırımın ve istihdamın konuşulması gerekirken, şehir merkezinde yeni açılan kafelerin açılışlarını konuşuyoruz.
Birbirimize kahve satarak mı büyüyeceğiz?
Bir fabrika kurmak milyonlarca liralık sermaye, ciddi bir bürokrasi, yüksek maliyet, uzun yıllar süren emek ve büyük bir risk demek.
Buna karşılık bir kafe, çok daha düşük bir sermayeyle birkaç ay içerisinde açılabiliyor.
Üstelik müşteri ilk günden geliyor, para günlük olarak dönüyor.
Kafe ekonomisi canlıdır. Sokakta hareket oluşturur, insanları bir araya getirir, hizmet sektörünü ayakta tutar. Ancak tek başına ülkenin veya bir şehrin zenginleşmesinin motoru olamaz.
Çünkü kahve satmak yeni bir teknoloji üretmez.
İhracat yaratmaz.
Yüksek katma değerli üretim oluşturmaz.
Türk lirası şehir içinde el değiştirir ama ülkeye döviz kazandıran yeni bir değer ortaya çıkmaz.
Fabrikada ise başka bir hikâye vardır.
Mühendis çalışır, teknisyen yetişir, işçi meslek öğrenir, yeni bir ürün ortaya çıkar, makine kullanılır, teknoloji geliştirilir. Üretim arttıkça ihracatın önü açılır.
Kısacası fabrika yalnızca maaş ödemez, insan yetiştirir, teknoloji üretir, ihracat yapar ve ekonomik kapasite oluşturur.
Kafede ise ekonominin önemli bir kısmı tüketim üzerinden döner.
Kırşehir’de neden bu kadar kafe var?
Kırşehir’de gençlerin, girişimcilerin ve sermaye sahiplerinin neden üretime değil de daha kolay ve hızlı geri dönüş sağlayan tüketime yöneldiğini hiç düşündük mü?
Şehrimizde yeni fabrikaların temeli atılmak yerine her boş dükkânın kafeye dönüştüğünü görüyorsanız, bunu yalnızca vatandaşın kahve alışkanlığıyla açıklayamazsınız.
Bu, ekonomik yapının da bir göstergesidir.
Organize Sanayi Bölgesi’nin ışıkları azalırken şehir merkezindeki kafelerin ışıkları çoğalıyorsa, burada oturup düşünmek gerekir.
Mesele kahve değildir.
Mesele üretimdir.
Kırşehir’in geleceği yalnızca daha fazla kafe, restoran ve tüketim noktası açmakla kurulamaz.
Şehrin daha fazla fabrikaya, daha fazla üretim tesisine, daha fazla teknoloji yatırımına ve gençlere iş sağlayacak sektörlere ihtiyacı var.