Peki, iktidar partisinin kendi teşkilatı neden bir olamıyor?
Neden birlikte hareket edilmiyor?
Neden ortak karar alınmıyor?
Neden seçilmişlerle il teşkilatı, parti yöneticileri ve belediye meclis üyeleri aynı hedef doğrultusunda hareket etmiyor?
Kırşehir’de AK Parti açısından asıl sorgulanması gereken meselelerden biri de budur.
Siyaset; ihale takipçiliğiyle, makam hesabıyla, kişisel çıkarlarla değil, millete hizmet etme anlayışıyla yapılmalıdır.
Kırşehir halkı yıllarca AK Parti'ye ve Sayın Cumhurbaşkanı'na destek verdi. Ancak bu desteğin karşılığında şehrin yeterince yatırım alamadığını düşünen geniş bir kesim oluştu.
Sonraki seçimlerde ise Ankara’dan gönderilen veya Kırşehir’in kendi dinamiklerini yeterince tanımayan adaylara karşı halkın sıcak bakmadığı görüldü.
Bunun sonucunda seçimlerde oy kayıpları yaşandı.
Peki, bütün bunların nedeni neden teşkilat içerisinde yeterince sorgulanmıyor?
Neden herkes kendi açısından bakıyor da, “Biz nerede yanlış yaptık?” sorusunu samimiyetle sormuyor?
Kırşehir’de birlik olmayan, ortak akılla hareket etmeyen bir teşkilat görüntüsü hiç kimseye fayda sağlamaz.
Son günlerde yapılmakta olan yeni hastanenin ismi üzerinden yaşanan tartışmalar da bunun bir başka örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Kırşehir halkının önemli bir bölümünde hastaneye, Kırşehir’in sevilen isimlerinden Doktor Mehmet Altın isminin verilmesi yönünde bir beklenti oluştu.
AK Parti Kırşehir İl Başkanı Seher Ünsal da halkın bu talebini sahiplenerek Ankara’da Sağlık Bakanlığı nezdinde görüşmeler gerçekleştirdi ve Kırşehir halkının isteğini ilgili makamlara iletti.
Bunu da kamuoyuyla paylaştı.
Bu yaklaşım, halkın sesine kulak veren bir siyaset anlayışı olarak değerlendirildi ve il başkanına yönelik olumlu bir karşılık buldu.
Ancak aynı süreçte, başka bir AK Partili isim tarafından hastaneye Recep Tayyip Erdoğan isminin verilmesi yönünde sosyal medya paylaşımları yapıldı.
Şimdi sormak gerekiyor: İl başkanı halkın talebini Ankara’ya iletirken, diğer taraftan farklı bir isim üzerinden kampanya yürütülmesi ne kadar doğru?
Bir tarafta Kırşehir halkının isteği, diğer tarafta partinin genel liderinin ismi…
İl başkanı bu durumda ne yapacak?
Halkın talebini mi savunacak, yoksa parti içerisindeki farklı görüşler arasında mı kalacak?
Elbette Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ismi Türkiye için önemli bir siyasi değerdir.
Ancak mesele isim tartışmasından daha büyüktür.
Burada asıl mesele, Kırşehir AK Parti teşkilatının ortak bir irade ortaya koyup koyamadığıdır.
Benim kanaatim, bu tür farklı çıkışlar parti içerisinde il başkanına karşı birlik ve beraberliğe katkı sağlamıyor.
Aksine, teşkilat içerisinde il başkanına karşı farklı seslerin ve ayrışmaların olduğu izlenimini güçlendiriyor.
Eğer bir siyasi parti halkın karşısına ortak bir anlayışla çıkamazsa, seçmenden nasıl birlik bekleyebilir?
Kırşehir halkı kendi şehrine sahip çıkan, ortak akılla çalışan, birbirine güvenen ve Ankara’ya tek ses olarak giden bir teşkilat istiyor.
AK Parti Kırşehir’de yeniden güçlenmek istiyorsa önce kendi içerisinde birlik ve beraberliği sağlamalıdır.
Kırşehir’in sorunları kişisel hesapların, makam mücadelelerinin ve parti içi çekişmelerin üzerinde tutulmalıdır.
Seçilmişler, atanmışlar ve teşkilat mensupları aynı masa etrafında oturmalı, şehrin meselelerini birlikte konuşmalıdır.
Çünkü siyaset, kişisel hesapların değil, milletin emanetidir.
Teşkilat içerisinde birlik sağlanmadan, ortak akıl oluşturulmadan, halkın sesine kulak verilmeden Kırşehir’de oy kaybının devam etmesi kaçınılmaz görülüyor.
Unutulmamalıdır: Bir siyasi parti önce kendi içinde bir olmalıdır ki, millete güven verebilsin.
Kırşehir’in ihtiyacı kavga eden değil, birlikte çalışan siyasetçilerdir.