KIRŞEHİR SİYASETİNİ ANLAMAK İÇİN SOKAĞA BAKIN!

Abone Ol

Kırşehir siyasetini anlamak için öyle çok kitap okumaya, uzun uzun analizler yapmaya gerek yok.
Sokağın dilini dinleyeceksin.
Sokak sokak gezeceksin.
Okey oynanan kahvehanelere oturup insanların ne konuştuğuna kulak vereceksin.
Parkta oturan teyzelerin dertlerini dinleyeceksin.
Kafeteryalarda gençlerin gelecekten ne beklediğini duyacaksın.
Pazar esnafının siftah edip etmediğini soracaksın.
Market çalışanının geçim derdini dinleyeceksin.
Sanayiciye işlerin nasıl gittiğini soracaksın.
İşçinin, emekçinin sesine kulak vereceksin.
Emekliyi konuşturacaksın.
Çünkü siyasetin gerçek anketi masa başında değil, sokaktadır.
Kurumlarda çalışanların ne konuştuğunu, vatandaşın devlet kapısında ne yaşadığını da bileceksin.
Bir dönem siyasi partilerde görev yapmış, bugün bir kenarda bırakılmış insanların sözlerine de kulak vereceksin.
Çünkü onlar da siyasetin bir parçasıdır.
Ama ne yazık ki bazı seçilmişlerimiz halktan uzaklaştıkça siyaseti daha iyi bildiklerini zannetmeye başlıyor.
Hayatı boyunca halktan oy alarak koltuğa oturanlar, bir süre sonra halkın ne düşündüğünü kendilerinden dinlemeye başlıyor!
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
Siyaset sadece makam odalarında, toplantı salonlarında, protokol masalarında ve sosyal medya fotoğraflarında yapılmaz.
Siyaset; kahvehanede çayın yanında konuşulan iki cümledir.
Pazarda domatesin fiyatına bakarken söylenen bir sözdür.
Emeklinin ay sonunu nasıl getireceğini düşünmesidir.
Gencin “Bu şehirde benim geleceğim ne olacak?” sorusudur.
Esnafın boş dükkânına bakıp iç geçirmesidir.
İşçinin aldığı maaşla ay sonunu hesaplamasıdır.
Vatandaşın devlet kapısında gördüğü muameledir.
Sokağın söylediği ile makam odasında anlatılan arasında büyük bir fark varsa, siyasetçinin dönüp sokağa bakma zamanı gelmiş demektir.
Kırşehir’i sadece raporlardan, istatistiklerden, toplantı tutanaklarından ve danışmanların hazırladığı dosyalardan okuyarak anlayamazsınız.
Kırşehir’i anlamak istiyorsanız Kırşehirlinin yanına gideceksiniz.
Onun sofrasına oturacaksınız.
Çayını içeceksiniz.
Derdi varsa dinleyeceksiniz.
Size kızıyorsa neden kızdığını soracaksınız.
Eleştiriyorsa hemen “Bunlar siyasetten anlamıyor” demeyeceksiniz.
Çünkü bazen siyaseti en iyi bilen, hiçbir siyasi makamı olmayan insandır.
Seçilmiş olmak, her şeyi bilmek anlamına gelmez.
Milletvekili olmak, belediye başkanı olmak, meclis üyesi olmak ya da bir siyasi partinin yöneticisi olmak; halkın bütün dertlerini otomatik olarak bildiğiniz anlamına gelmez.
Halktan koparsanız, halkın ne düşündüğünü de bilemezsiniz.
Ve unutmayın: Seçilmişlerin ne söylediği elbette önemlidir.
Ama siyasette asıl belirleyici olan, sokağın ne söylediğidir.
Çünkü sandık geldiğinde konuşan mikrofonlar değil, sokaktır.
Afişler değil, vatandaşın vicdanıdır.
Protokol fotoğrafları değil, halkın kanaatidir.
Ve sandıkta verilen oy, çoğu zaman aylardır sessizce biriken o sokak sesinin sonucudur.
O yüzden siyaset yapanlara bir tavsiye: Koltuktan biraz kalkın.
Sokağa çıkın.
Kahvehaneye girin.
Pazara gidin.
Esnafla oturun.
İşçiyle konuşun.
Emekliyi dinleyin.
Gençlerin yanına gidin.
Size alkış tutanları değil, sizi eleştirenleri de dinleyin.
Çünkü gerçek siyaset, insanlara kendinizi anlatmak değil; insanların sizi ne kadar doğru anladığını ve sizin onları ne kadar doğru anladığınızı bilmektir.
Kırşehir’in nabzı makam odalarında atmaz.
Kırşehir’in nabzı sokakta atar.
Sokağın sesini duymayanlar, bir gün sandığın sessizliğini duymak zorunda kalırlar.