Bir şehrin kaderini makas tutan eller değil, yatırım getiren eller değiştirir.
Kırşehir'de kim demiş açılış olmuyor diye?
Oluyor...
Hem de neredeyse her hafta.
Bir kafe...
Bir kafeterya...
Bir pastane...
Bir lokanta...
Protokol tam kadro hazır.
Milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, oda başkanları...
Hepsi aynı karede.
Ellerinde makas, yüzlerinde tebessüm...
Sosyal medya hesaplarında ise klasik cümle:
"Şehrimize hayırlı olsun."
Elbette her yeni işletme değerlidir.
Her girişimci alkışı hak eder.
Açılan her dükkân bir ekmek kapısıdır.
Ancak insan sormadan edemiyor:
Kırşehir'in kaderi sadece kafe ve lokanta açılışlarından mı ibaret?
Bir şehir sadece kahve satarak kalkınabilir mi?
Bir şehir sadece pastane açarak gençlerini memleketinde tutabilir mi?
Bir şehir sadece kurdele keserek geleceğini kurtarabilir mi?
Ne yazık ki hayır...
Bugün Anadolu'nun birçok şehri organize sanayi bölgelerini büyütüyor.
Yeni fabrikalar yükseliyor.
Yatırımcılar geliyor.
Binlerce kişiye iş kapısı açılıyor.
Fabrika bacaları tüttükçe şehirler nefes alıyor.
Biz ise hâlâ bir kafeteryanın kurdelesini kesmeyi "yatırım" gibi göstermeye çalışıyoruz.
İşte Kırşehir'in acı gerçeği tam da budur.
Ahi Evran'ın emek ve üretim anlayışını dünyaya miras bırakan bir şehiriz.
Ama bugün üretim konuşulmuyor.
Sanayi konuşulmuyor.
İhracat konuşulmuyor.
Teknoloji konuşulmuyor.
Konuşulan tek şey; hangi işletmenin açıldığı ve açılışa kimlerin katıldığı...
Peki, o protokolü Ankara'da neden göremiyoruz?
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın kapısında neden aynı kalabalık yok?
Yatırım dosyalarının peşinde neden aynı heyecan görülmüyor?
Neden Kırşehir için ortak bir mücadele verilmiyor?
Yoksa Ankara'nın kapısını çalmak, kurdele kesmek kadar kolay olmadığı için mi?
Kırşehir yıllardır üvey evlat muamelesi görüyor.
İktidarın yanında olmuş...
Yine yatırım alamamış.
Muhalefette kalmış...
Yine yatırım alamamış.
Demek ki mesele siyaset değil.
Mesele, Kırşehir'i gerektiği gibi temsil edememek...
Mesele, Ankara'da bu şehrin hakkını arayamamak...
Mesele, makamın ağırlığını taşırken şehrin yükünü omuzlayamamaktır.
Dün ilçe olan yerler bugün organize sanayileriyle Kırşehir'i solladı.
Yeni fabrikalar...
Yeni lojistik merkezleri...
Yeni üretim tesisleri...
Yeni istihdam alanları...
Biz ise hâlâ fotoğraf karelerine sığan başarı hikâyeleri yazıyoruz.
Oysa gerçek başarı; fabrikanın bacasından yükselen dumandır.
Gerçek başarı; sabah servislerine binen işçilerdir.
Gerçek başarı; üniversiteyi bitiren bir gencin bavulunu toplamak zorunda kalmamasıdır.