Şöyle bir çevrenizi gözlemleyin.
Sınırlarını bilmeyen, haddini aşan, kendini tanımayan ne kadar çok insana rastlarsınız.
Bunun yanında kendisi çok yetenekli olduğu halde bu yeteneklerini gösteremeyenleri de görürsünüz.
Kısaca benlik değerlendirmesi yapabilmek önemli bir sorun olarak çıkar karşımıza.
Her zaman ve her yerde Cenabı-ı Allah’ın rızasını kazanmak için bulunmalıyız.
Siyasetin çok ısındığı, belediye başkanı aday adaylarının görücüye çıktığı günlerde ise, “Bu da mı aday?” dediğiniz insanları duymaktasınız.
Medeni cesaretlerinden başka bir özelliği olmayan bu yetersiz ihtiraslılara bir tek şey demek gerekir.
“Kendini Tanı”
İnsanın kendini tanıması, diğer insanlarla olan ilişkisinin iyi olmasını sağlar.
Kendini bilmeyen, kendine hayrı olmayanın başkalarına hayrı olabilir mi?
Kendisiyle sorunu olanın başkalarıyla barışık olması mümkün mü?
Önce kendimizle tanışmalı, buluşmalı, kavuşmalı, kalabalıkların içinde kaybolmamalı.
Başkalarıyla uğraşmak kolaydır.
Asıl olan kendinle yüzleşmek, kendini tanımak.
Dürüst müsün?
Güvenilir misin?
Vefalı mısın?
Tevazu sahibi misin?
Sabırlı olanlarda mısın?
Hoşgörülü müsün?
Elin, sofran, açık cömert misin?
İffet sahibi misin?
Adil misin?
Merhametli misin?
Cimrilikten kaçınan mısın?
Hâl hatır sorup Allah’ın selamını alıp verenlerden misin?
Kibirden-bencillikten uzak mısın?
Akraba, komsu, yaşlı, hasta, ilim insanı, dost, yetim ve yoksulları ziyaret edenlerden misin?
Kul hakkından uzak yetimin hakkını koruyan mısın?
Zalime başkaldıran mısın?
Nesin?
Kimsin?
Kaç gramsın?
Gücün ne?
Sınırların ne?
Bunların farkında olmak.
İnsanlar vardır; gönlünün istediğini yapmaya üşenir.
Risk almaya korkar.
Sevgilerini erteler.
Kaybetme korkusuyla sahip olduklarına sımsıkı sarılır.
Kimileri de yaşam için bize açılan krediyi öyle hor öyle hovardaca kullanırlar ki erkenden bitiriverirler.
Oysa yaşamda her şey denge içindedir.
Önemli olan kendini tanımak ve hayatın her aşamasında bu dengeyi kurabilmektir.