KAYBETMİŞ OLACAĞIZ

Abone Ol

​Kırşehir, kelimenin tam anlamıyla kendi içine sıkıştı. Yıllardır bu şehre nefes aldıracak, trafiği rahatlatacak yeni bulvarlar, alternatif arterler üretilmiyor.
Mevcut yollar artık bu yükü kaldırmıyor.
Bugün arabayla sokağa çıkmak, cesaret işinden ziyade tam bir çileye dönüşüyor. Kontağı çevirdiğiniz an, gideceğiniz yeri değil, Arabayı nereye park edeceğim? sorusunun stresini yaşamaya başlıyorsunuz.
​Hadi arabayı bıraktınız, taksiye binseniz bütçeniz, otobüse binseniz saatiniz ve o kalabalığın yoğunluğu sizi vuruyor.
En iyisi kendi memleketimde ayaklarımı kullanıp yürüyeyim diyorsunuz, bu sefer de karşınıza kaldırım işgalleri çıkıyor.
Esnafın, kafelerin, işportacıların, rastgele park eden araçların, bisiklet sürenlerin, motorla aniden yanınızdan geçenlerin istila ettiği kaldırımlarda yürümek, adeta bir engelli parkuruna dönüşmüş durumda.
​Bizler bu şehirde doğmuş, büyümüş, insanlarız.
Ama her gün kapıdan çıktığımızda hangi ulaşım yolunu seçeceğimizi, hangi sokaktan geçeceğimizi, arabayı nereye parkedeceğimizi hesaplamaktan hepimiz birer matematikçi kesildik!
Yazıktır.
​Tabii bu fiziki sıkışmışlık, sadece sokakları değil ruhumuzu da daraltıyor. Şehirde herkes gergin.
Bayağı gergin hem de.
​Sanki üzerimize gizli bir el tarafından sürekli statik elektrik yükleniyor gibi. Sokakta yürürken, trafikte beklerken herkes barut fıçısı. Naber diyorsunuz, karşıdan Sana ne! tonlaması alıyorsunuz.
Nasılsın? diyecek olsanız, Niye sordun, hayırdır? der gibi bakıyor insanlar.
Her an herkes birbiriyle kavga edecekmiş, bir kıvılcım bekliyormuş gibi bir hava hakim caddelerimizde.
Ne ara bu kadar tahammülsüz, ne ara bu kadar asabi olduk? Ahiliğin, komşuluğun, Kırşehir nezaketinin harmanlandığı bu topraklarda insani ilişkilerimiz neden bu kadar zedelendi?
​Hepimizin toprağa basması lazım.
​Bu şehrin insanı betondan, egzoz dumanından, kaldırım işgallerinden ve otopark sorunundan yoruldu.
Kırşehir’i yönetenlerin, bu şehre yön verenlerin acilen durup düşünmesi gerekiyor. Bize nefes alacak alanlar, yürünecek kaldırımlar, tıkanmayan yollar ve en önemlisi kaybettiğimiz o huzuru geri verecek akılcı bir şehir planlaması gerekiyor.
​Aksi takdirde o güzelim huzurlu Kırşehir’i tamamen kaybetmiş olacağız.