KAPANAN KÖYLER

Abone Ol

Öyle bir şanslı zamanda da doğmuşum ki ilkel çağı motorize mekanik çağı ve günümüzde baş döndüren elektonik çağların Hepsini gören çarığı, lastik ayakkabıyı, orağı, tırpanı, düveni, yabayı, kağnıyı, at arabasını, yığını, harmanı, tınası, badası, at, öküz, eşek ve katırlar ile yapılan bu işleri ve traktörü römorku, biçeri, patozu, saman makinesini balya makinesini motor ile yapılan motorize mekanik çağı ile şimdi dünyayı küçülten ulaşımı iletişimi haberleşmeyi işgücünü kolaylaştıran elektronik çağı bire bir yaşayan birisi olarak bu yazıyı kaleme alırken milli manevi ve maddi yönden kayıplarımız oldu ve teknolojinin getirdiği kadarda maalesef götürdükleri oldu.

Bunların en başında gelen bilinçsiz göç ile köyler birer birer kapanınca bağ bahçe koyun keçi sığır tavuk yok oldu her şeyi kendisi üreten kesim tüketen kesim oldular.

O güzel kerpiç evler yıkıldı kilim yastık minder yün yataklar çöpe atıldı bakır sini tabak tas tava kazan leğen kap kaçak hurdacıya satıldı üç dört gün süren köy düğünlerimiz düğün yemeklerimiz halay güreş cirit tura sinsin Araboğlu oyunlarımız yok oldu.

Ben çocukken çelik, aşşık, bilye, saklambaç oynardık kış yarı olunca saya gezerdik oyunlarımız yemeklerimiz gıdalarımız yaşantımız hepsi doğal idi sabah horoz ve köpek sesleri ile uyanırdık maalesef bilinçsiz göç ile bu milli ve manevi değerlerimiz birer birer yok oldu.

KÖYLERİN HALİ

Köylerden şehire göçün olayı

Terk etmişler doğdukları sılayı

Yaşlı genci çekip gitmiş alayı

Emmi, dayı, ced galmamış köylerde.

Kövtür, dirmit, üzüm vardı bağlarda

Boruk, yavşan, kekik vardı dağlarda

Dad varıdı, yoğurt gaymak yağlarda

Peynir, ayran, süt galmamış köylerde.

Dağarcıkdan azzıkları açardık,

Gözzeklerden soğuk sular içerdik,

Tırpan ile üç gül, çayır biçerdik,

Gangal, tiken, ot, galmamış köylerde.

Koyun ile sığır besler keserdik,

Söğürmeyi işkembeye basardık,

Topbaş yapıp ipe dizer asardık,

Sızgıt, tike, et galmamış köylerde.

Çelik oynar idik, aşşık boyardık

Kar kürürdük, kızak yapıp kayardık,

Her kapıdan köpek sesi duyardık,

Havlayacak it galmamış köylerde.

Andal tırman meraları sürmüşler

Hududların daşlarını gırmışlar

Tarla tahıl bir birine girmişler

Ara dere hat galmamış köylerde.

Gış yarı olunca saya gezerdik.

Tel tele çekerdik, şerbet özerdik.

Bahar gelir çiydem, tülü gazardık.

Gırgı, bayır, sırt galmamış köylerde.

Derelerden akan sular kurumuş,

Vadileri bir sessizlik bürümüş,

Asırlık ağaçlar kökden çürümüş,

Elma, armıt, dut galmamış köylerde.

Koyağına koyun kuzu saldığı

Göllerine ördeklerin daldığı

Ecdadımın konaklayıp kaldığı,

Yayla, mezra, yurt galmamış köylerde.

Harmanlarda düven sürer dönerdik,

Malâmanın tozu ile yanardık,

Gağnı ile arabaya binerdik,

Öküz, eşşek, at galmamış köylerde.

Tınasları yabayınan atardık.

Bosdan bekler alaçıkda yatardık.

Davşanları tazı ile tutardık.

Tilki, porsuk, gurt galmamış köylerde

Kümesdeki tavukları batırdık.

Günâşide elimiz boş oturduk.

Yumurtayı şehirlerden getirdik.

Yaşanacak şart galmamış köylerde.

Koyun, keçi, inek, dana varıdı.

Ahırlarda yavsı, kene varıdı

Ekinlerde bambıl, süne varıdı

Sinek, pire, bit galmamış köylerde.

Motor icat oldu geldi sonları.

Bir kenara galdırdı hep onları.

Yeni nesil bilmiyor ki bunları.

Orak dırmık, çit galmamış köylerde.

Uzay çağı başımızı döndürdü

Lamba fener, çıraları söndürdü

Kadim olan dostlukları öldürdü.

Söz sohbette dad galmamış köylerde.

Halı, kilim, minderleri kaldırmış.

Yasdığı gırleti çöpe doldurmuş

Kimi köyden gayıtını sildirmiş.

Şark köşeynen, pat galmamış köylerde.

İbrahim der kerpiç evler yıkılmış

Enkazları sobalarda yakılmış,

Odaların sahipleri yok olmuş

Tanıdık hiç fert galmamış köylerde.