İNSAN BU

Abone Ol

Bir ziyareti gitmiştim. Çocukları bir dolaşıp gelelim bir hasret giderelim dedik. Hanımla düşüp geldi yolculuk Sivas elleri. Artık aşağı yukarı Sivas’ın önemli yerlerin öğrenmiş hem yürüyüş hem de gezmek için ara sıra dışarıya çıkıp geziyor. Bazı yerlerine ziyaret ediyordum…

Şemsi Sivasi ve ziyaret yerlerini geziyor bazen oturup bir kaç kişi bir camide vakit sonrası veya bir çay ocağında sohbetler ediyor. Memleketleri arasındaki ayrıcalıkları benzer yönlerimiz örf adet ananelerimizi karşılaştırıp sohbetler devam ediyor. Öyle sohbetler oluyor ki bazen tanıdıklar çıkıyor, bazen akrabanın oralarda olduğundan bahsediliyor.

Velhasıl her yerde bir dost bir sohbet havası Sivasin dilleri de aynı bizim lehçeye benziyor. Galiba bizim (öylemi)kelimesi onlarda (hemi) çok sık dolanıyor tandırdık, ocaklık hep aynı.

Bir günde öğretmen evine gideyim dedim. Oturdum bir kenara. İzlemeye başladım. Çayım geldi hem çayımı içiyorum hem de izliyordum. Bir gurup yani dörtlü oturmuş oyunlarını oynuyorlar. Bir gülüşmeler devam ediyordu.

Aynı masada onları seyreden bir tanesi kalkıp yanıma geldi. Hayrola hemşerim. Galiba buraların yabancısısın ya değilse bir masaya geçip ya oyun oynar ya da oynayanların masasına varıp otururdun dedi.

Bende evet buraların yabanisiyim ziyaret için geldim dedim. Buyur oraya geçip oturalım oyun oynaman şart değil sohbetlere katılırsın dedi. Ben teşekkür ederek ben oyun masalarına pek katılmam oyunda bilmem dedim. Peki öyleyse çayımızı tazeleyelim mi dedi ben peki birer daha çay alalım dedim.

Garsona çağırarak bize iki çay dedi. Biz bu arada sohbete dalmıştık. Nerelisin hemşerim dedi bende Kırşehir dedim. Ondan bundan derken konu mesleklere geldi galiba öğretmensiniz dedi. Evet emekli öğretmenim dedim. Bizlerde genelimiz emekliyiz buraya öğle vaktine doğru geliriz birkaç kişi oyun oynar bazılarımız seyrederiz vaktimiz böyle geçer gider.

Derken o masadaki üç dört kişi daha yanımıza gelip oturdular. Beni arkadaşlara tanıttı onları benimle tanıştırdı. Derken sohbet genişledi. Kırşehir’in neresinden Derken kimisi Kırşehir’i az çok biliyorum birisi Ankara’ya geçerken gördüm diyor. Bizim yanımızdaki biri. Karşı masaya seslendi hey Kırşehirli bak hemşerin burada yalnız oturuyor sen oyun oynuyorsun diye seslendi. Bana şöyle oyun oynayan hemşerim geliyorum az kaldı siz sohbetinize devam edin dedi. Bizler koyu bir sohbettir başladı bir tanesi bizim köyün yakınında öğretmenlik yaptığını bazılarını sordu Evet tanıyorum dedim. Çaylar geliyor. Hocam isterseniz soğuk, kahve türünde alabilirsin diyorlardı. Bende onlara teşekkür ediyordum.

Karşı masada oyun bitmiş o masada bulunanlar topluca bizim masaya geldiler. Sıra hoş geldin denilip tokalaşmalar hal hatır sormalar devam etti ve oturdular. Kırşehirli hemşerim hoş gelmişsin hayrola Buraya yolun nerelerden düştü dedi. Bende burada çocukların olduğunu onlara ziyarete geldiğimi anlattım.

Bende ona sorularımı yöneltti hocam siz niye buralardasınız bak emeklisiniz, galiba burada yerleşmişsiniz dedim. Evet hocam aynen öyle hanım buralı olduğundan aldı geldi bizi buraya dedi. Sohbetler devam etti. O da bizim yakın köylü nerde ise akraba çıkacağız. Hep tanıdıklar. Gelin alınmış. Çocuklar oralarda bizim oralardan evlenme içli dışlı akrabalık bağları var.

Diğer öğretmen arkadaşlar takılıyor hadi gene iyisin bak bir akraban oldu.

Evet dercesine gerçekten seviniyor. Öğretmenlik mesleği bence mesleklerin en güzeli nereye varsan karşına bir tanıdık, çıkıyor hiç yabancılık ta çıkmıyorsunuz. Günümüzde öğretmenler genelde kendi şehirlerin de görev yaptıklarında böyle bir şansı yakalayamıyorlar. Öğretmen öğreten, eğiten öğrencisine her bilginin doğrusunu öğretendir.

Kısacası bizim zamanımızda öğretmenlerinin gitmediği yer kalmamıştır. Bayağı oturup sohbetten sonra hemşerim hocam yemek yediniz mi buyurun yemeğe gidelim dedi. Hocam çok teşekkür ederim. Yemeğimi yiyip geldim açlığımı yok. Ne kadar ısrar etse de teşekkür ettim. Telefon numaralarınızı alıp verdik. Bana tanıdıklara ailelerine selam götürmeyi, her zaman beklediğini. Söyledi evine davet etti. Ben yine teşekkür ettim.

İnşallah gelip gittikçe o da olur hocam dedim… Ben namaz vakti geldiğini ve müsaade istedim. Hocam namazdan sonra işiniz yoksa namaza gidip. Namazdan sonra seni gezdirelim ne dersiniz dedi.

Ben teşekkür ederek bu gün çocuklarla çarşıya çıkacağımız inşallah başka bir zaman diyerek ayrıldım.

Her mesleğin bir güzelliği ama öğretmenlik mesleğinin de daha bir güzelliği var. Ama mesleğin hakkını verip aldığını helal ettireceğiz bu gün maaşım yetmiyor diyen, boykotlara yeltenen öğretmenlerime sesleniyorum. Daha ne olacak altımızda sıfır araba, çoğunluğumuzun evi var. Birleştirilmiş beş sınıfı bir arada okutup başarı sağlayan, günümüzde tek sınıf modern eğitim. Bunun yanında da öğrencilerine okul dışında saatlik ücretle ders veren öğretmenlerim. Birazda kendilerinizi eleştirip. Öğrencilerimize verdiklerinize bakalım. Okulunun hem hizmetçisi, hem ustası olan öğretmenlerimizi gözünüzün önüne getirin.

Siz, siz olun kafanızı akşam yastığa koyduğunuzda öğrencinize verdiğiniz eğitimden memnun iseniz sizden rahat kimse yoktur. Mesleğiniz en kutsal meslektir. Saygınlığı olan bütün velilerin size saygı duyduğunu bilin.

Öğrencilerimize sevgi ve şefkatle sarılın, onlar öyle güzellerdir ki oyun oynarlar bazen kılık kıyafetleri bozulur onları düzeltin bir ana, bir baba olun onlar için onlar taptaze bir defter sayfası gibidirler. Yazılmaya öyle müsaittirler ki ne yazarsanız kabul ederler. En doğruyu yazın vatan sevgisini yazın bayrak sevgisini yazın, ülkü sevgisini yaşın sağı, sevgi, paylaşma, aşkı ile yazın, yazın ki her şeyin birlik ve beraberlik içinde olacağını, bilsinler.

Ya değilse gurbet ellere boşa gidip gelmeyelim. Gurbet hasreti içimizde çöreklenmiş iken öğrencilerimizin öğretmenler için veli nimet ve niyetinde değerini bilelim.

Demem o ki gurbet için şiirler şarkılar, türküler yapılır hasretlik hep çekilir. Bende gurbette ziyaret için gitmişken bir uğurlama gurbet ayrılığı gördüm. İçime çöreklenmiş izledim. Bir karı koca belli evlatlarını uğurluyorlar, bir hayli ayrılmak zor. Uğurladıkları oğlu ve gelini gelin vedalaşırken arabaya oturdu baba, ana hadi güle güle diyordu evlatlarına, evlat sakın üzülmeyin nasip olursa en kısa, zamanda görüşürüz, sizlerde gelirsiniz diyordu. Ana baba üzülmeyeceklerini söyleyerek evlat arabaya bindi. Gaza basıp uzaklaştı. Ben sordum uzak yeremi gittiler baya sayılır. Gelinim ve oğlum öğretmen. Bizde anne baba öğretmen idik. Şimdi sıra onlarda. Kısa bir tanışma faslı geçirdik. Bende emekli öğretmenim ve çocuklar için gurbette onların ziyaretindeyiz dedim. Öylemi dediler ikisi de. Hocam buyurun oturup bir çay içelim dediler. Ben onlara teşekkür ederek. Rabbim kavuştursun hocam deyip müsaade istedim..

"Hani bir türkü var ya gurbet o kadar acı ki ne Varsa içimde..." işte böyle gurbet gelirken kavuşma sevinci, sanki hiç bitmeyecek gibi kısa günler birde bakmışın ki bitmiş. Çöreklenmiş içine gurbet hasreti. İnsan bu dünya hali o döndükçe bizler yol alıyor kimimiz gurbette. Kimimiz de gurbet hasreti. Döner durur işte yaşam işte insan bu.

Sağlıcakla esen kalın.