GÜL ALİ

Abone Ol

Yine bir gün ekinler işleniyor, sap saman işleri temin ediliyor . Çiftlikte harıl harıl bir çalışma devam ediyor. Havalar oldukça sıcak, Kasım Dede her sabah kalktığında sabah namazından sonra kendi halinde üç el tespihi ve bastonu elinde sanki asayiş ekibi gibi bir dolaşır bu dolaşmasından herkes haz alır, Kasım Dede’nin hal hatırını sorarlar Kasım Dede de gördükleri ile de kısa bir sohbet eder yoluna devam ederdi. Kasım Dede kendini yorgun hissediyor artik geçmişi kadar dinç olmadığını doluyor bazen de çıkamıyordu. Yine bir sabah kasım dede rütun gezmelerini yapamamış. Kasım Dede’yi her gün görmek isteyenler bu gün onu görememiş çiftlik sakinlerinden biri kasım Dede’yi merak ederek evine gitti. Kapısı kilitli olmazdı dedenin bir kaç defa kapıya vurdu. Kasım dede çok boğuk bir sesle buyurun diyebildi.

Hemen içeri girip Kasım Dede’nin yanına vardı. Dedem hayrola bu gün gözükmediniz ziyaret etmedin merak edip geleyim dedi. Allah razı olsun evlat bu gün biraz halsizim artik vakit yaklaştı. Vücut ağırlaştı dediysede dedem daha iyisiniz inşallah rabbim geçinden versin dedi.

Kasım Dede evlat göz zayıfladı, ayaklarında derman kalmadı. Rabbim hakkımızda hayırlı olan neyse onu bize versin inşallah dedi. Dedem sen iyi değilsin ben Davut beyimize bir haber edeyim dedi. Dede sakın evlat Davut oğlumuzu rahatsız etme geçer inşallah dediyse de. Dedem zahmet olmaz ben geliyorum dedi ve kalkıp hemen Davut ağanın yanına doğru hareket etti. Güneş yeni doğmuş daha sıcak bastırmamış, serin bir hava var. Hemen Davut Ağa’nın kapısına vurdu.

Davut geldim, geldim diye seslendi ve kapıyı açtı hayırdır, Hasan emmi bir şey mi var. Beyim Kasım Dede her gün sabah namazından sonra dolaşır bizleri ziyaret ederek dolaşırdı. Dun halini beğenmemiştim bu gün de gelemeyince ben onu bir yoklayım dedim. Evine varıp yokladım . Kalkamamış. Birazda rahatsız size haber edeyim dedim. Kasım Dede istemedi ama ben genede sizi haberdar edeyim dedim. Çok iyi etmişsin Hasan emmi hemen ceketimi alayım gidelim dedi.

Jipe binip hemen hareket ettiler. İki üç dakika içinde Kasım Dede’nin evine varıp kapıyı açıp içeri girdiler.

Davut dedem hayrola rahatsızlandı mı? Yok evlat hasan oğlumuz seni mi rahatsız etti?

Yok dedem öyle şey mi olur. Rahatsız etmek ne demek dedi. Eli ile Kasım Dede’nin ateşini şöyle elini alnına koyarak bir yokladı. Gerçektende ateşi var. Kasım dede yorgun gözüküyordu.

Dedem senin ateşin var biraz da rahatsız sın seni bir şehre doktora götürelim.

Kasım Dede, zahmet etme oğul geçer. Bizim günlerimiz artık bundan sonra böyle geçer dediyse de yok dedem seni doktor götüreceğiz

Kasım Dede yok dediyse de Hasan, sen dedemi hazırla ben hemen eve gidip hazırlık yapayım bir örtü alıp annemi haberdar edeyim.

Tamam beyim ben hazır ederim siz işinize bakın dedi.

Davut hemen annesine durumu kısaca anlattı. Biraz para Kasım Dede’yi örtmek için battaniye pijama ve alıp. Kasım Dede’nin yanına geldi. Kasım Dede hem soğuk soğuk terliyor hem de inliyordu hemen Hasan ile arabaya bindirip şehrin yolunu tuttular. Şehir yetmiş seksen kilometre idi. Bir, bir buçuk sat içerisinde varıp hemen devlet hastanesine varıp acilden giriş yaptılar. Kasım Dede’yi hemen içeri muayene odasına alıp ilk tetkiklerini yapmaya başladılar. Hasan ve Davut hep yanında olduklarından hemen kalp doktorunu çağrılmasını istediler. Davut’a Kasım dedenin kalp krizi geçirdiğini söylediler hemen doktorlar yapılacak tetkikler daha da hızlandı.

(Devam Edecek)