Gül Ali

Abone Ol

Kasım dede soframızı açalım Allah ne verdi ise karnımızı duyuralım. Senin çiftliğe doğru yol alalım. Gulfidan hanımım kızımızı ve ağabeyini, oradakileri pek bekletmeyelim ne dersin Ali arkadaş der

Ali Kasım dedeye hemen alışmıştır.

Kasım dede sofrayım serelim bakalım rabbim bizlere ne ikram etmiş. Ali arkadaşım der.

Sahi sana arkadaşların ve çiftlik çalışanların ne diye çağırır Ali.

Ali hemen ısınmıştır.

Gül Ali derler dede .

Hay senin dede diyen dilleri yiyem. Hakikaten gül gibi kokulusun be Gül Alim

Kasım dede sofrayı hazırlamış peynir, domates taze biber

Alim şu soğanı da kestik mi soframızda hazır.

Kasım dede yetmiş beş yaşlarında ak sakallı nur yüzlü bel, biraz bükülmüş orta kiloda uzun ne kısa orta boylu bir bir zatı muhterem belliki baya çile çekmiş . Hiç kimsesi yok. Zamanında bir oğlu doktor ve gelini doktor bir de torunu varmış. Hanımı Asiye nine ile günlerini gün ederler. Kendi işlerinde bu küçük tarlayı bir bahçe gibi ekip dikerler günleri böyle geçirirlermiş.

Bir gün köyde acı haberi alan Kasım dede ve asiye nine yıkılır. İstanbul’da doktorluk yapan oğlu gelini ve torunu bir trafik kazasında yok olur.

Kasım dede çok metanetli için için ağlamadan veren sen alan sen rabbim der durur, ciğer acısı ciğer pareler rabbim kimselere vermesin asiye nine bu acıya daha fazla dayanamaz altı ay sonra o da vefat eder.

Kasım dede bu dünyada yalnız kalmıştır. İbadetine ve kimsesizlerin yanında bir hizmet eri olmuş çok sevilip sayılan iş bitiren Kasım dedenin bir evi karabaş adlı bir köpeği, birde merkebi onunla da bu bahçeye gelir. Onlara konuşur dertlerini hafifletir. İbadet ehli bir zatı muhterem der.

Buyur Ali efendi soframıza.

Ali çekingen fakat acıkmış. Kasım dede Aliye bir peynirli durum düşer. Aliye verir . Ali bir durumdan domates ve soğanlar alıp yer. Çok acıkmış olan Ali durumu bilmeden yer. (Devam Edecek)