Emekçinin Çayındaki Sıcaklık, Şehrin Vicdanıdır

Abone Ol

Bugün Kırşehir’in sokaklarında yalnızca caddeler temizlenmiyordu…

Aslında görünmeden, sessizce bir şehrin yükü omuzlarda taşınıyordu. Gün boyu toza, yorgunluğa, sıcağa rağmen çalışan temizlik emekçileriyle bir bardak çayın etrafında buluştuk. O çayın sıcaklığı sadece ellerimizi değil, yüreklerimizi de ısıttı.

Her birinin anlattığı anı, hayatın içinden gerçek bir hikâyeydi. Kimi evladının geleceği için sabah ezanıyla işe çıktığını anlattı, kimi yıllardır aynı sokakları kendi evi gibi temizlediğini… Konuştukça fark ettim ki bu insanlar sadece çöp toplamıyor; bu şehrin düzenini, huzurunu ve insanlığını ayakta tutuyorlar.

Sohbetimizde bazen Kırşehir’in gündemi vardı, bazen ülkenin hali… Ama en çok da hayat vardı. Yorulmuş bedenlerin içinde hâlâ umut taşıyan tertemiz yürekler vardı. Gözlerinde gördüğüm şey yorgunluk değildi sadece; alın terinin onuru, emeğin gururu ve hayata karşı dimdik duran insanların sessiz asaleti vardı.

Bir insanın mutluluğu bazen büyük şeylerde değil, “Bizi hatırlamanız yeter” diyen bir tebessümde saklıymış…

Bugün bunu bir kez daha hissettim.

Biz çoğu zaman temiz sokaklardan geçip giderken, o sokaklara emeğini bırakan insanları fark etmiyoruz. Oysa sabah uyandığımızda tertemiz gördüğümüz her cadde, görünmeyen bir emeğin, fedakârlığın ve alın terinin eseridir.

Bugün onların çayına ortak olmadım sadece…

Yüreklerine, samimiyetlerine ve insanlıklarına da misafir oldum.

İyi ki emek var…

İyi ki alın teriyle yaşayan güzel insanlar hâlâ bu şehrin sokaklarında sessizce umut olmaya devam ediyor.