Elveda Ey Şehr-i Ramazan Elveda.

Abone Ol

Bir ay boyunca kalbimize misafir olan o mübarek iklim, eşyalarını topluyor şimdi.

Daha dün ilk sahurun o tatlı telaşı içindeydik, uykulu gözlerle bereketli sofralara oturuyor, ilk iftarın heyecanını kalbimizde taşıyorduk.
Şimdi ise içimizde bir hüzün, dilimizde o kadim cümle,

Elveda Ey Şehr-i Ramazan Elveda.

​Ramazan, sadece aç kalarak bedeni terbiye ettiğimiz bir ay değildi. O, ruhumuzun tozunu alan, bize komşumuzu hatırlatan, sofranın ekmekten ziyade paylaşmakla doyurduğunu öğreten bir misafirdi.

Ve biz, bir dostu uğurlar gibi hüzünlüyüz.

Elveda Ey Şehr-i Ramazan Elveda.

Ramazan, sadece aç kalmak değildi aslında.
Bir ay boyunca nefsimizi susturup vicdanımızı konuşturduğumuz bir zaman dilimiydi.

Kalabalık sofralarda paylaşmanın bereketini,
bir lokmanın kıymetini, bir yudum suyun şükrünü yeniden fark ettik.

Herkes biraz daha insandı bu ayda.

Biraz daha sabırlı, biraz daha merhametli, biraz daha “biz”di.

Ramazan mı gidiyor, yoksa biz mi eski halimize dönüyoruz?
Asıl mesele, Ramazan’ı uğurlamak değil,
Ramazan’dan öğrendiklerimizi uğurlamamaktır.

Sabrı sadece bu aya ait sanırsak,
Paylaşmayı sadece iftar sofralarına hapsedersek,
Kalbimizi sadece bir ay temiz tutarsak.
İşte o zaman gerçekten veda etmiş oluruz.

Ramazan bir misafir değil, bir öğretmendi.
Bize azla yetinmeyi, çokla şımarmamayı öğretti.

Kırmadan konuşmayı, incitmeden yaşamayı hatırlattı.

Şimdi vakit, bu öğrendiklerimizi yılın geri kalanına taşıma vakti.

Ramazan gider.
Ama onun bıraktığı iz, bizimle kalır.

Elveda Ey Şehr-i Ramazan.

Sen gidiyorsun ama bizde bıraktığın güzellikleri götürme.

Kalbimizdeki yerin hep ayrı, hatıran hep diri kalsın.

Umarız ki bir gün yine aynı heyecanla,
Aynı özlemle,
Aynı umutla.
“Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan” diyebilmek ümidiyle.

Ramazan Bayramımız şimdiden mübarek, gönlümüz hep Ramazan ferahlığında olsun.