Eğitim-Bir-Sen Kırşehir 1 Nolu Şube Başkanı Fatih Mehmet Yavuz, Kırşehir’de bir mesleki ve teknik Anadolu lisesi hakkında basın ve sosyal medyada gündeme gelen iddialara ilişkin açıklama yaptı. Yavuz, soruşturma raporunda yer almadığını belirttiği bazı hususların kesinleşmiş gerçek gibi kamuoyuna sunulmasına tepki gösterdi.
Eğitim Bir-Sen 1 Nolu Şube Başkanı Fatih Mehmet Yavuz, son günlerde Kırşehir’deki bir mesleki ve teknik Anadolu lisesi hakkında basın ve sosyal medya platformlarında yer alan haber ve açıklamaları takip ettiklerini belirtti.
Kamu görevinin yürütülmesi sırasında hata, ihmal ya da mevzuata aykırı bir durum bulunması halinde bunun yetkili merciler tarafından araştırılması gerektiğini kaydeden Başkan Yavuz, inceleme ve soruşturma süreçlerinin kişi veya kurumların peşinen suçlu ilan edilmesine dönüşmemesi gerektiğini dile getirdi.
“İDDİA VE TESPİT” VURGUSU
Eğitim-Bir-Sen Kırşehir 1 Nolu Şube Başkanı Fatih Mehmet Yavuz, ildeki bir mesleki ve teknik Anadolu lisesi hakkında basın ve sosyal medyada gündeme gelen iddialara ilişkin açıklama yaptı. Yavuz, soruşturma raporunda yer almadığını belirttiği bazı hususların kesinleşmiş gerçek gibi kamuoyuna sunulmasının eğitim çalışanları ve okulun kurumsal itibarı açısından sakıncalı olduğunu ifade etti.
Başkan Fatih Mehmet Yavuz, “Son günlerde ilimizdeki bir mesleki ve teknik Anadolu lisemiz hakkında basına ve sosyal medyaya yansıyan iddiaları ve bu iddialar üzerinden yapılan açıklamaları dikkatle takip ediyoruz.
Eğitim-Bir-Sen olarak yaklaşımımız açıktır. Kamu görevinin yürütülmesinde hata, ihmal veya mevzuata aykırılık varsa elbette yetkili merciler tarafından araştırılmalı ve gerekli işlemler yapılmalıdır. Ancak inceleme ve soruşturma süreçleri, kişi ve kurumların peşinen suçlu ilan edilmesinin aracı hâline de getirilmemelidir.
Söz konusu okul hakkında kamuoyuna yansıyan haberlerde; öğrenciler tarafından üretilen ekmeklerin satışından elde edilen paraların bir müdür yardımcısının şahsi banka hesabına yatırıldığı, hatta buna ilişkin dekontların soruşturma dosyasında bulunduğu ileri sürülmüştür.
Oysa soruşturma raporunda ekmek satış gelirlerinin müdür yardımcısının şahsi banka hesabına yatırıldığına, şahsi hesaba para transferi yapıldığına veya bu yönde banka dekontlarının soruşturma dosyasında bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespit yer almamaktadır.
Buna rağmen söz konusu iddiaların kesinleşmiş bir gerçek gibi kamuoyuna sunulması yalnızca hakkında iddiada bulunulan eğitim çalışanını değil; dönemin okul müdürünü, okul yöneticilerini, öğretmenlerini, diğer çalışanlarını ve nihayetinde okulun kurumsal itibarını da zedelemektedir” dedi.

“GÖREVLENDİRME SOMUT DURUMA GÖRE DEĞERLENDİRİLMELİ”
Eğitim-Bir-Sen Kırşehir 1 Nolu Şube Başkanı Fatih Mehmet Yavuz, açıklamasının devamında döner sermaye kapsamında yapılan görevlendirmelere ilişkin farklı değerlendirmeler bulunduğunu belirtti. Yavuz, Milli Eğitim Bakanlığının 2 Şubat 2026 tarihli görüş yazısına işaret ederek, görevlendirmelerin somut durum ve ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Yavuz, açıklamasına şöyle devam etti:
“Bugün başka bir eğitim kurumunda görev yapan okul müdürümüzün de, müdür yardımcımızın da, okulda görev yapan diğer eğitim çalışanlarımızın da isimlerinin ve mesleki itibarlarının doğruluğu ortaya konulmamış iddialar üzerinden tartışmaya açılmasını doğru bulmuyoruz. İnsanların hangi sendikaya üye olduğuna bakmaksızın, bütün eğitim çalışanlarının hukukunun ve mesleki saygınlığının korunması gerektiğine inanıyoruz.
Diğer taraftan döner sermaye kapsamında yapılan görevlendirme konusunda da farklı değerlendirmelerin bulunduğu görülmektedir. Millî Eğitim Bakanlığının 2 Şubat 2026 tarihli görüş yazısında; atölye ve laboratuvar öğretmenleri dışındaki öğretmenlerin atölyedeki üretimde görevlendirilemeyeceği belirtilirken, atölye üretimi dışındaki döner sermaye iş ve işlemlerinde iş gücüne ihtiyaç bulunması hâlinde, ilgili personelin harcama yetkilisinin uygun bulması şartıyla çalıştırılabileceği ve ücret ödenebileceği ifade edilmektedir.
Bu nedenle Bakanlık görüşlerinin hangi soru üzerine, hangi kapsamda ve hangi somut duruma ilişkin verildiği dikkate alınmadan bir görevlendirmeyi tartışmasız biçimde hukuka aykırıymış gibi kamuoyuna sunmanın doğru olmadığı kanaatindeyiz.
Biz kimsenin yanlışının üzerinin örtülmesini istemiyoruz. Şikâyete konu edilen hususlar zaten eğitim müfettişlerince incelenmiş, soruşturulması gereken konularda soruşturma tamamlanmış ve gerekli işlemler tesis edilmiştir. Ki bu işlemlere de itiraz süreçleri devam etmektedir.
Ancak soruşturma raporunda bulunmayan hususları varmış gibi göstermek, iddiayı tespit edilmiş bir gerçek gibi sunmak ve buradan hareketle bir eğitim kurumunu bütünüyle töhmet altında bırakmak da kabul edilemez.
Bir okulun itibarı yalnızca tabelasından ibaret değildir. O itibarın arkasında yıllardır emek veren yöneticiler, öğretmenler, çalışanlar ve o okulda eğitim gören öğrenciler vardır. Yapılan her açıklamada ve haberde bunun sorumluluğuyla hareket edilmelidir.
Sendikacılık; yanlış varsa yanlışın karşısında durmayı, haksızlık varsa da kime yapıldığına bakmaksızın hakkı savunmayı gerektirir. Eğitim kurumlarımızın sendikal polemiklerin ve kişisel hesaplaşmaların konusu hâline getirilmesi, çalışma barışına ve eğitim ortamına zarar vermektedir.
Basın kuruluşlarımızdan da iddia ile kesinleşmiş tespiti birbirinden ayıran, bütün tarafların hukukunu gözeten ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi esas alan bir yayıncılık anlayışı bekliyoruz.
Eğitim-Bir-Sen olarak; yanlışın karşısında, doğrunun yanında olmaya; eğitim çalışanlarımızın emeğini, hukukunu ve itibarını korumaya devam edeceğiz.
Bir yanlış varsa gereği yapılsın; ancak yapılmamış bir fiil üzerinden insanlar suçlanmasın, bir okulun adı ve yılların emeği de haksız yere yıpratılmasın. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”




