Düşünmek Üzerine

Abone Ol

Schopenhauer’ın düşünmek üzererine görüşlerini içeren metni bugünkü kitabımız. Kitap filozoflar (çok okuyan ve okudukları fikirleri tekrarlayanlar) ile gerçek düşünürler arasındaki ana farkları anlattığı bu çalışması okumaya ve üzerinde düşünmeye değer işaret etmeler içeriyor.

Schopenhauer, özünde karamsar değil gerçekçidir. Yaşamın sunduğu acıları, dünyanın kötülüklerini görmezden gelmez aksine bunları her fırsatta dile getirir. Onu cezbedici kılan şey yaşamın bir bütün olarak ele alındığında, içindeki kötülüklerle beraber anlamlı ve yaşanmaya değer olduğu fikridir.

Vahapoğlu Bindesen’e göre; Schopenhauer dünyamızda var olan kötülüklerin farkındadır ancak kötülük sorununun ortaya çıkarmasını beklediğimiz karamsarlık duygusu Schopenhauer’ı hayata küstürmez. Schopenhauer’a göre ilk önce kabullenilmesi gereken realite, kötülüğün yaşamın bir parçası olduğu fikridir. Karşılaştığımız ve artık üstesinden gelemeyeceğimizi sandığımız kötülükler karşısında hepimizin seçeceği farklı yollar vardır; dine yönelmek ya da dini büsbütün terk etmek, yaşamdan el çekmek ya da mümkün olan en radikal yöntemlerle yaşama sıkı sıkı sarılmak, kendimizi başkalarına adamak ya da tamamen kendi bencilliğimizin hâkimiyetine girmek, intihar vb. bu seçeneklerden bazıları olabilir. Schopenhauer bunlardan hiçbirine yönelmez, bu noktada akılcı yönü ağır basan düşünür, kendi kurtuluş yolunda, bilgiye yönelir ve insanın ancak kendini bilmesi, tanıması ve bütün hayatın temeli olan isteme’yi keşfederek, onun üstüne yükselmesiyle kötülükten kurtulabileceğine inanır.

Birkaç alıntı yapalım;
“Bir kütüphane çok geniş olabilir; fakat eğer düzensiz ise küçük ama derli toplu bir kütüphane kadar kullanışlı ve yararlı değildir. Benzer şekilde, bir insan çok büyük bir bilgi yığınına sahip olabilir, fakat kendi kendisine üzerinde düşünerek bu bilgiyi gerektiği gibi işlememişse, tam olarak üzerinde düşünülmüş çok daha küçük bir bilgi miktarından daha kıymetsizdir. Çünkü bir insan ancak dört bir taraftan topladığı bilgiyi bir araya getirip bildiği şeyleri bir doğruyu diğeriyle mukayese ederek terkip haline getirdiği zaman ona tamamen hâkim olur ve onu kendi gücüne-melekesine dönüştürür.”

“Düşünmenin ve okumanın insan zihni üzerinde meydana getirdiği etkiler arasındaki fark inanılmayacak kadar büyüktür.”

“Eğer bir insan düşünmek istemezse bunun en güvenli yolu yapacak başka bir şeyi olmadığı zaman eline bir kitap almaktan geçer.”

“Eğitimin insanların çoğunu fıtraten olduklarından daha ahmak ve budala yapmasının ve yazdıklarını herhangi bir başarı kazanmaktan alıkoymasının sebebini açıklayan işte bu alışkanlıktır.”

“Kendi kendisine düşünmesini öğrenmiş bir insan, kendi kanaatlerini kendisi oluşturur. Otoritelere daha sonra bunlara ve kendisine olan inancını güçlendirmek dışında başka bir şeye hizmet etmedikleri zaman başvurur.”

“Bir insan ancak kendi düşüncelerinin kaynağı kuruduğu zaman okumalıdır ki çoğu zaman en iyi kafaların durumu bu merkezdedir.”

“Lucius Annaeus Seneca'nın söylediği gibi; Herkes aklını kullanmak yerine inanmayı tercih eder.”

“Hissettiğim tek şey düşünmenin giderek daha zahmetli ve yorucu hale geldiğidir; ayaklarım bağlı olduğu halde yürümeye çalışıyormuşum gibi. Sonunda olup bitenin farkına varırım.”

“Ama şunu hatırdan çıkarmayın, ahmaklar için yazanlar her zaman karşılarında geniş bir dinleyici kitlesi bulurlar; okuma zamanınızı sınırlamaya dikkat edin ve okumak için ayırdığınız zamanı da münhasıran bütün zamanların ve ülkelerin büyük kafalarının eserlerine tahsis edin, onlar insanlığın geri kalanını yukarıdan seyrederler, şöhretleri onları zaten bu hüviyetiyle tanıtır. Okunması halinde sadece bunlar insana gerçekten bir şeyler öğretir ve eğitir.”

“Okumak ve öğrenmek herhangi bir kimsenin kendi özgür iradesi ile yapabileceği şeylerdir. Fakat düşünmek böyle değildir. Düşüme; Tıpkı bir ateş gibi bir cereyan ile yahut hava akımı ile tutuşturulmalı ve konuya duyulan bir ilgi ile desteklenmelidir. Bu ilgi bütünüyle nesnel yahut tamamen öznel türden olabilir.”

“Düşünmenin ve okumanın insan zihni üzerinde meydana getirdiği etkiler arasındaki fark varılamayacak kadar büyüktür. Zihinler arasında bir insanı düşünmeye diğerini okumaya götüren asli farklılık bu yüzdendir ki sürekli olarak büyür. Okumakla insanın o an içinde bulunabileceği ruh haline ve temayülüne yabancı olan düşünceler zihni zorla ele geçirir ve üzerine damgasını bastığı balmumuna mühür ne kadar yabancıysa bu düşünceler de zihne o kadar yabancıdır. Böylelikle zihin bütünüyle dışarıdan gelen zorlama altındadır; şunu veya bunu düşünmeye zorlanır, her ne kadar o an için böyle bir şeye zerrece eğilimi yahut isteği yok ise de…”

“Eğitimli öğrenimli insanlar kitapların içindekileri okuyanlardır. Düşünürler, dâhiler ve dünyayı aydınlatıp insan soyunun ilerlemesine katkıda bulunmuş olanlar, doğrudan tabiat kitabından yararlananlardır.”

Düşünmek üzerine Schopenhauer’ın düşündüklerini öğrenmek benim çok hoşuma gitti. Bu konuda düşünmek konusunda bana altlık katkısı sağladı. Çok beğendiğin bu düşünürün konu ile ilgili yazdıklarını tabii ki size de tavsiye ederim. Bir düşünün isterseniz.