Dava Adamlarının Sessizliği !

Abone Ol

Siyaset denildiğinde akla fikir gelmeli.
Projeler konuşulmalı.
Şehirlerin geleceği tartışılmalı. Ülkeye nasıl daha iyi hizmet edileceğinin hesabı yapılmalı. İnsanlar makamlar için değil, inandıkları dava uğruna mücadele vermeli.

Artık birçok kişi siyaseti hizmet kapısından çok menfaat kapısı olarak görüyor.
Makamlar emanet olmaktan çıkıp hedef hâline geliyor. Liyakat yerine sadakat.
Emek yerine yakınlık.
Fedakârlık yerine çıkar ilişkileri konuşuluyor.

Gece gündüz çalışan, hiçbir karşılık beklemeden partisinin başarısı için emek veren insanlar vardı.
Kapı kapı dolaşır, seçim dönemlerinde ailesinden, işinden, zamanından fedakârlık eder. Ama seçim biter, makamlar paylaşılır, emek verenler unutulur, fırsatı iyi değerlendirenler ödüllendirilir.
Emek görmezden gelindiğinde, dürüst insanlar bir süre sonra kenara çekiliyor.
Boşalan alanı ise ilke sahibi insanlar değil, çıkar hesabı yapanlar dolduruyor.
Sonra da toplumun siyasete olan güveni kayboluyor.

Siyaset, birkaç kişinin çevresini zengin etme aracı değildir.
Siyaset, eşe dosta makam dağıtma yeri değildir.
Siyaset, kişisel hesaplaşmaların yapıldığı bir arena değildir.
Siyaset, makamdan aldığı güçle işi yokuşa sürüp ardından haraç rüşvet alma yeri değildir.
Siyaset, millet adına alınan emaneti yine millet adına taşıma sorumluluğudur.

Makamı ayrıcalık değil emanet gören, insanı oy olarak değil değer olarak gören, hesap vermeyi zayıflık değil erdem sayan bir anlayış hâkim olmadıkça, değişen sadece isimler olur.

Siyaset gelip geçicidir, makamlar da öyle.
Geride kalan ise ya hayırla anılan bir hizmet ya da kötü bir hatıradır.
Tercih, o makamlarda oturanlarındır.