“Tayt giyen sen misin?
Bisiklete binen sen misin?
Vali dediğin bisiklete biner mi, spor yapar mı?
Halkın içinde bisiklet üzerinde resim verir mi?
Takım elbise giyeceksin, makamına uygun davranacaksın.
Ne öyle taytla gezmek…”
Son günlerde kamuoyunda buna benzer yorumlar sıkça dile getirildi.
Hatta bazı siyasi isimler de bu tartışmaları büyüttü.
CHP’li vekil taytlı validen rahatsız olmuş.
Ardından valinin görevden alınmasıyla birlikte, birçok kişi bunu doğrudan tayt giymesi ve bisiklete binmesiyle ilişkilendirdi.
Peki, gerçekten bir vali bu yüzden mi görevden alınmalı?
Bence asıl sorulması gereken soru şu: Bir vali neden görevden alınır?
Görevini kötü yaptığı için mi?
Hukuku ihlal ettiği için mi?
Adaletten saptığı için mi?
Kamu kaynaklarını yanlış kullandığı için mi?
Vatandaşa kötü davrandığı ya da görevini tarafsız biçimde yerine getiremediği için mi?
Evet…
Bunların her biri, görevden alınmayı tartışmaya açabilecek ciddi gerekçelerdir.
Ama bir valinin spor yapması, bisiklete binmesi ya da tayt giymesi; tek başına görevden alınmasının gerekçesi olmamalıdır.
Kamu görevlileri de sağlıklı yaşamı teşvik edebilir, spor yapabilir ve sosyal hayatın içinde yer alabilir.
Elbette bir kamu görevlisinin temsil ettiği makamın ciddiyetine uygun davranması beklenir.
Ancak bu beklenti, kişisel yaşam tarzını sosyal medya yargılamalarına teslim etmek anlamına gelmemelidir.
Bir kamu görevlisinin başarısı; sosyal medyada oluşturulan algılarla değil, görevini hukuka, adalete ve kamu yararına uygun biçimde yerine getirip getirmediğiyle ölçülmelidir.
Demokratik bir hukuk devletinde makamlar, beğenilerle ya da sosyal medya linçleriyle değil; objektif değerlendirmeler ve hukuki kriterlerle yönetilmelidir.
Çünkü bugün bir valiyi kıyafeti üzerinden yargılarsanız, yarın başka bir kamu görevlisini de farklı bir yaşam tercihi üzerinden hedef hâline getirebilirsiniz.
Bu ise devlet ciddiyetine de hukuk devleti ilkesine de zarar verir.
Kısacası, bir vali tayt giydiği için değil; görevini layıkıyla yapmadığı kanıtlandığında görevden alınmalıdır.
Bunun dışındaki tartışmalar, kamu yönetiminin özünü değil, yalnızca görüntüsünü konuşmaktır.
Bugün tartışmamız gereken valinin taytı değil, yönetim anlayışıdır.
Bisikleti değil, başarısıdır.
Kıyafeti değil, liyakatidir.
Fotoğrafı değil, icraatıdır.
Bir vali görevini iyi yapıyorsa, vatandaşın gönlünde yer ediniyorsa, şehrin sorunlarına çözüm üretiyorsa; spor yapması, bisiklete binmesi veya halkın içinde olması neden sorun olsun?
Tam tersine, belki de devletin vatandaşa uzak olmadığını gösteren bir görüntüdür.
Devlet makamları kişilerin şahsi mülkü değildir.
O makamlar millete emanettir.
Ve emaneti taşıyanların başarısı, kıyafetleriyle değil; adaletleriyle, liyakatleriyle ve yaptıkları hizmetlerle değerlendirilmelidir.
Bir vali tayt giydiği için değil, görevini hakkıyla yapmadığı zaman eleştirilmelidir.
Çünkü devletin ciddiyeti takım elbisede değil, adalette; makamın itibarı koltukta değil, hizmette; devlet adamlığının ölçüsü ise kıyafette değil, ahlakta ve liyakattedir.
Gerisi…
Sadece görüntüdür.