Aşkın Resmi

Abone Ol

Kayıp Gül, Serdar Özkan’ı Türkiye’ye ve Dünyaya tanıtan ilk kitaptı. Bu kitapta Diana, annesinin ölümünden sonra annesinden aldığı bir notla ikiz bir kardeşi olduğunu öğrenir. Annesinin gösterdiği bir yolda İstanbul’da (annesinin arkadaşı) Zeynep hanımla görüşmeye gider. Sultanahmet semtinde butik bir otel işleten Zeynep hanım güllerle konuşabilmektedir. Diana’nın ikizini arama çabaları doğrultusunda güllerle konuşmayı öğrenmesi de gül matematiğini anlaması gerekmektedir. Fiziki arayışın yanında içsel bir tasavvufi yolculuk yaşar Diana… Bu kitabın uluslararası başarısından sonra Özkan, üç ayrı Kayıp Gül hikayesi (romanı) daha kaleme aldı. İkincisi Ölümsüz Kalp, Diana’nın çocukluğunda yaşadığı bazı olayları anlatırken Ekim Yağmurları, genç Diana’nın erkek arkadaşı Amerika’da iken İzmir Urla ve Efes’de geçen annesinin vasiyetini yerine getirme çabalarını ve mavi bir vazoyu arama çabalarını (yine tasavvufi çerçeve dahilinde) anlatıyor. Bu üç kitapla ilgili daha önce tanıtım yazıları yazmış, iki ayrı kitabımda (“Neden Okumalı, Ne Okumalı?” ve “Satırlar Arasında”) yer vermiştim. Aşkın Resmi ise, Diana’nın erkek arkadaşı ressam Mathias’ın, Diana Türkiye’deykenki kendini arama, İstanbul’a gitme, orada Zeynep hanımı bulma ve Diana ile Ekim Yağmurları’nın ilk günü buluşacakları Efes’e gidişinin hikayesi.

Mathias Diana’ya bir mektup yazar ve içinde karşı koyamadığı bir çağrı (görünen dünyanın ötesine bir çağrı) olduğunu ve Diana Efes’e giderken kendi kalbinin sunduğu işaretleri takip etmek istediğini belirtir. Eğer gerçekten birbirleri için iseler yollarının mutlaka kesişeceğini de ekler. Artık iç dünyasından korkmamaya başladığını belirtir. Pasifik sahilinde her gün 100 km yol alıp durduğu yerlerde deniz ve martı resimleri yaparken aklına iki yıl önce tanıştığı biri gelir. Bu sahilde bir koyda yaşayan 50-55 yaşlarında bir ressamdır bu. Uzun zamandır sevginin resmini yapmaya çalışmaktadır fakat henüz başarılı olamamıştır. Mathias sahilde resim yaparken üzerinde “Aşk nedir?” yazılı bir tişört giymiş bir delikanlı görür. Bunu bir işaret kabul ederek hem eski dostuna uğramak hem de mutluluk resimi yapma sürecinin nasıl gittiğini öğrenmek ister. Tabii aşk üzerinde konuşmak da… Şaşırtıcı olarak oraya vardığında bir gün önce resmin tamamlanmış olduğunu öğrenir. Arkadaşı dört sayfadan oluşan resmi içine bir de mektup ekleyerek paketleyip Mathias’a hediye eder. Ama bir şartı vardır, bu paket ancak sevdiğine, seveceğine emin olduğu bir kimse ile birlikteyken açılabilir. Mathias Ege’de bir Yunan adasına uğrar ve orada bir resim ile karşılaşır. Kendi yaptığı tek martılı deniz resimlerine benzeyen bu resimde bir de kalp bulunmaktadır. Resmin ressamını araştırınca İstanbul’da oturduğunu öğrenir. Bu durumda Mathias Türkiye’ye gitme kararı alır. Zeynep hanımın da orada olduğunu bildiğinden, belki Diana da oradadır diye Sultanahmet’teki butik otele gider. Diana orada değil İzmir Urla’dadır ve kendisinin dikkati dağılmasın diye Mathias’a onu aramaması Zeynep hanım tarafından söylenir. Boğazın Karadeniz’e açıldığı yerde bulunan diğer ressama (Fabio) giden Mathias çok iyi karşılanır. Bu arada Zeynep hanımı da tanımak ister. Gülistanı gezmek istediğini ama Diana gibi güllerle konuşmak niyetinin olmadığını belirterek Zeynep hanıma gider. O da bunu normal karşıladığını, isterse güllerin söylediklerini Mathias’a çevirebileceğini söyler. Otelden hiç ayrılmama şartını (dört günlüğüne) kabul eden Mathias, yedi ayrı pembe gülün sevgi/aşk üzerine söylediklerini dinler… Tasavvufi göndermeler, şeyh-mürit ilişkileri, sevgiye giden pekçok yol olması, çilehane, kalbin Allah’ın yeri/evi olması, kalbin sesinin dinlenmesi vb. telmihlerle olaylar gelişir. Aşkın fiziken yapılan resimleri aynı zamanda metaforik fenaya erme yollarına karşılık gelmektedir.

Birkaç alıntı yapalım;
“Hayatın, güzelliklerini size nerede ve kiminle sunacağını bilemezsiniz.”

“Yapmak istemediğini bilirsen ve ona sırtını dönersen, yapmak istediğin karşında durur.”

“Gitmek isteyen ruh, durduğu zaman sadece hastalık saçar.”

“Gerçek bir yolculuk varılan yerden çok, yolculuk hakkındadır.”

“Bazı kimseler vardır, ondan insanlar aynı şeyi anlar. Çay kaşığı gibi. Bazı kimseler vardır, ondan anlaşılan şeylerin sayısı, yeryüzündeki insan sayısı kadardır. Aşk gibi. Bir şeyin anlamı çoğaldıkça, anlaşılması güçleşir, belki de imkansız olur. Sanırım bu durum en fazla aşk için geçerli.”

“Hayalperestliği seviyorum. Çünkü beni özgür kılan bu. Yanılmayı, yanlış yapmayıda seviyorum. Çünkü bazen en güzel şeyler, yapılan hatalar sonucu ortaya çıkar. Sanırım anne-babalar bunu benden daha iyi bilirler. Yanlış bir evliliğin meyvası olan güzel bir çocuk gibi.”

“Aşkı keşfetmek isteyen kendini unutmalı.”

“Gördüğün resmim aşkın resmi olmasa da, denizin ortasındaki o kalpten aynayla şunu ifade etmek istedim. Aşk için aynaya ihtiyaç vardır. Ayna, senin karşındadır, ama sana, senin görmediğin bir şeyi gösterir. Kendini. Sen deniz olsan bile, kendini görmek için bir aynaya ihtiyacın vardır. Ve derler ki, sevgili, sevgilinin aynasıdır.”

“Hiç kimse bizi, bizim kendimizi tanıdığımızdan daha iyi tanıyamaz. Kendi düşüncelerimizi, hislerimizi, düşlerimizi, hayattan beklentilerimizi, yapımızı, sezgilerimizi güç yetirebildiğimiz şeyleri, yetiremediklerimizi, istediklerimizi, istemediklerimizi, biz herkesten daha iyi biliriz, buna şüphe yok. İşte bu yüzden, kendi kararlarımızı vermemiz, başkasına bırakmamamız son derece mantıklı.”

“ (…) önemli olan neye niyet ettiğindi. Sevgiye mi, gurura mı? Cesarete mi, korkuya mı? Bağlılığa mı, kopukluğa mı? Birliğe mi, ikiliğe mi?”

Alıntı yapılabilecek, altını çizdiğim çok fazla yer var bu anlatıda. Mesela yedi ayrı gülün söyledikleri. Mesela dört sayfalık sevginin resmi. Mesela Diana ve Mathias’ın Meryem Ana evindeki buluşmaları… Fakat bunları sizin okuyup güzel ve derin anlamlarının hazzına varmanızı size bırakmak daha doğru. Ben Serdar Özkan’ı severek, hazla okuyorum. Her okjuyuşumda manevi kavrayışlarımın daha da genişlediğini duyumsuyorum. Hem edebiyat, hem tasavvuf, hem bireysel düşünce, hem yeni kavrayışlar için bire bir. Tüm Kayıp Gül serisini (tamamı dört kitap) ayrı ayrı yada sırayla okumanızı hararetle öneririm. Sevgiyle kalın efendim.