Kültür & Sanat

Apartmanların Arasındaki Sır: Her Gün Önünden Geçiyoruz Ama...

Bugün rahatça konuştuğumuz Türkçeyi Kırşehirli "dil mimarı"na borçluyuz; apartmanların arasında duran anıtı fark ettiniz mi?

Abone Ol

Kırşehir’e gelen ziyaretçiler; Ahi Evran Veli Hazretleri’nin huzuruna çıkıyor, Cacabey Gökbilim Medresesi’nin eşsiz mimarisine hayran kalıyor ya da Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş’ın anılarıyla dolu evini ziyaret ediyor. Ancak şehrin tam merkezinde, modern apartmanların gölgesinde kalmış bir "dil mimarı" var ki, çoğu ziyaretçi hatta Kırşehirli bile onun kim olduğundan habersiz yanından geçip gidiyor.

Ahmed-i Gülşehri: Türkçeyi Tarihten Silinmekten Kurtaran Adam

İşte o sessiz anıtın içinde, bugün rahatça konuştuğumuz Türkçenin Anadolu’daki en büyük savunucularından biri olan Ahmed-i Gülşehri yatıyor. Asıl adının Süleyman olduğu bazı beyitlerinden anlaşılan Gülşehri, 1250 yılında doğmuş ve 85 yıllık ömrünü bu topraklara ilim ekmeye adamıştır.

Neden Bu Kadar Önemli?

  • Mevlana’nın İzinde: Gençlik yıllarını tıpkı Yunus Emre gibi Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin dergâhında, o manevi iklimde yetişerek geçirmiştir.

  • Ahi Evran’ın Sağ Kolu: Sadece bir yazar değil, aynı zamanda Ahi Evran Veli Hazretleri’nin "Ser-Halifesi" (baş yardımcısı) olarak Kırşehir’in manevi dünyasına yön vermiştir.

  • Dil Devrimi: O dönemde bilim ve edebiyat dili Farsça iken, Ahmed-i Gülşehri ilk eseri Felek-name'yi Farsça kaleme alsa da, sonrasında rotasını Türkçeye çevirmiştir.

  • Aşıkpaşa İle Omuz Omuza: Türkçenin Anadolu’da bir kültür ve medeniyet dili olması için Aşıkpaşa ile birlikte devasa bir mücadele vermiştir.

Bir Ziyaret de "Dilin Mimarına"

Ahi Evran’ı, Cacabey’i ve Neşet Ertaş’ı ziyaret etmek Kırşehir’in ruhunu anlamaktır. Ancak bu ruhun temelini oluşturan, bizi biz yapan Türkçeyi savunan Ahmed-i Gülşehri’yi (v. 1335) es geçmek, Kırşehir’in hikayesini eksik bırakmaktır.

Bugün Mantıku’t-Tayr gibi ölümsüz eserlerle kendisini bizlere tanıtan Gülşehri, kendi adını taşıyan parktaki bu anıt mezarda ziyaretçilerini bekliyor.

Bir dahaki sefere yolunuz düştüğünde, bugün kurduğunuz her Türkçe cümlenin altında emeği olan bu büyük dehaya bir fatiha okumayı, bir selam vermeyi unutmayın.